Günahları küle çevirsin diye tutuşturdukları ateş,
yolunu bulmuş, akıyordu işte. Alevlerin ısısı her
şeyi eritiyordu.
Günler günler öncesinde Ahrazın toplamayı
bıraktığından bu yana ağır ağır biriken günahları
kasabada hiç kimse görmemişti; sokaklarda bir
kağıt denizi olușmuș, yürümek dahi güçleşmiş
yine de günaha batışlarını redde kalkmışlardı.
Fakat batıyorlardı işte; tıpkı geçmişin çıplak
kralı gibi saklandıklarını sandıkları mağarada,
içlerindeki karanlığın kapanına yakalanmışlardı
nihayetinde.