Aklında kalbinde hakkını vermekten uzak bir çağda yaşıyoruz. Akıllar karışık, kalpler katı, zihinler bulanık, gözler perdeli, hayaller sığ, ufuklar dar, vicdanlar metruk.. Bu yüzden ne kendimizi anlayabiliyoruz ne de varlığı. Özümüzü yitirdiğimiz için kendimize de varlığa da yabancılaşıyoruz. Yabancılaştıkça yabanileşiyor ve zorbalaşıyoruz.
İnsan aynı zamanda yine doğası gereği, toplumsallaşamayan bir varlıktır, çünkü gönlünde, yarı uyur yarı uyanık, bir toplumdan kaçma özlemi de yatar her zaman.