“..sadece bir kitap konusunda değil, hayatın herhangi bir alanındaki zevklerimizde de çoğunluğa uymanın vereceği rahatlığı değil, özgünlüğün bedeli olabilecek dudak bükmeleri tercih etme yürekliliğini gösterebilmeliyiz.”
“Alacalı bir ormanda, yosun tutmuş bir kütüğe oturmuş çocuk, iki eli ile ufak bir kitabı kavramış, yumuşacık bir sessizlikte okuyor. Zaman ve yerin dizginleri onun elinde..”
Sürekli akademik, ticari ve sosyal başarının övülmesi, bunlara gücü yetmeyecek, sayıca daha kalabalık kitleleri hedefsiz bırakıyor ve en altta yığılmalara yol açıyor. Oysa erdemli ev hanımlarına, erdemli esnaf, zanaatkâr, usta ve öğretmenlere (ve tabiki vaizlere) de ne çok ihtiyacımız var değil mi?