"içimde
bir zamanlar yıldızları toplayan
o keskin akıl
şimdi sisli bir koridora sıkışmış gibi.
bir sezginin ışığı
o içsel kıvılcım—
sanki uzak bir çağın yankısı artık.
hafızam kırık bir aynayı andırıyor:
bana ait olan yüzleri
uzak yabancılar gibi gösteriyor.
bir matem, bir kabuk, bir geçiş…
ve içimde hâlâ
sustu sandığım o eski ışık
küçük bir sesle fısıldıyor.
dönüş değil bu—
yeniden doğuşun karanlık eşiği.”
hüznü taşımak konusundaki takdire şayan becerimin neşem için de geçerli olmasını dilerdim.
gelin görün ki bir tebessümü sımsıkı tutmak,
bir bulutu avuçlarıma sığdırmak kadar imkansızdı.
hûzûnaverlerim kuşkuyla uyanır,
mahmur suretimi yadırgardı,
avuturdum her daim.
acı gölgeler gergefinde aşinalığım,
her yatsı naaşını kaldırırdı
gecelerim hep yetim.
âsude firdevs
"onun bıraktığı nefesi alıyorum,
tanrım;
tüm bu güzel hava için
minnettarım.
gülmek diyorum tanrım,
gülmek, ona çok yakışıyor.
izin ver,
yarım yanıma kalsın."