Asuman

Kanuni Sultan Süleyman Han
Saltanat dedikleri, bir dünya kavgasıdır. Oysa yaratana yakınlık gibi bir saadet ve baht güzelliği yoktur. Ona yakın olmak üzere Veli Sultan Bayezid’in sarayında bir şehzade, atalarının en güzel hasletleriyle bezenip büyür. Yavuz Sultan Selim vefat eder, yerine oğlu geçer. Batı, “Aslan öldü, kuzu geldi” diye sevinirler. Ancak gelen, âleme nizam koyacak bir başka aslan; cihana diz çöktürecek olan Süleyman’dır.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bereketli bir hayvandır, KOYUN
Adamın biri, bir veliye sormuş, “Efendim, koyun hem kurbanlık olarak hem de sair zamanlarda et için kesildiği halde tükenmezliği şöyle dursun, aksine sayıları çoğalır. Fakat köpek, kesilmediği ve en az yedi sekiz tane yavruladığı halde sayıları bir türlü çoğalmaz. Buradaki hikmet nedir?” Veli cevap verir, “Sabaha yakın vakit, seher vaktidir, bereketlidir. Bu bereket vaktinde koyunlar asla uyumaz. Köpekler ise uykudan, gafletten gözlerini açmaz. Haliyle koyun nesli, seherin bereketinden istifade eder. Köpek nesli ise bundan mahrum kalır.”
Selama daha güzeli ile karşılık verme
Selam vermek sünnet, selamı almak ise farzdır. Nisâ Sûresi’nin 86. âyet-i celîlesinde -meâlen-: “Ve size bir selam verildiği vakit, hemen ondan daha güzeli ile selamda bulununuz veya onu aynı ile iade ediniz.” buyurulmuştur. Bu âyet-i celîlede selama ya daha güzeli ile yahut misliyle cevap vermenin lâzım geldiği bildiriliyor. Cevabın daha güzel olması -eğer selam veren yalnızca “selâmün aleyküm” demişse-; “aleyküm selam” denildikten sonra devamına “ve rahmetullâhi” lafzının ilavesiyledir. Eğer selam veren onu da söyledi ise " “ve berekâtühû” ilave edilir. Böyle verilen selam ise, selamın (sevap kazanmak, insanlar arasında sevgiye sebep olmak gibi) faydalarının elde edilmesini ve devam etmesini talep etmektir.

Asuman

, bir kitap okudu
Puan vermedi·250 syf.·
42 günde okudu
·
2024 3. kitabı
Günümüz dünyasında insanın manevî yönü dikkate alınmıyor. Maddî ihtiyaçlar hep göz önünde olduğu için onları karşılamak kolay oluyor. Yedir, içir, giydir, oynat, eğlendir… Manevî ihtiyaçlar, özellikle de ruhun ihtiyacı söz konusu olduğunda hâdiseye vakıf olmayanlar; “Bende o istediğiniz yok!” diyemiyor. Bunun yerine, “kendinizi tanımak için içsel bir yolculuğa çıkın, içsel pratiklere yönelin, yürüyüş yapın, canlılar ile bağlantı kurun” gibi geçiştirici sözlerle insanları meşgul ediyorlar.