Yeryüzündeki en güvenli yerde olduğumu düşünürdüm. Hatta dünyanın dışında bir yerde gibiymişim gelirdi bana. Bildiğim en rahatlatıcı duyguydu. Bir insanın hissedebileceği en büyük huzur kaplardı içimi. Çölde bir kum tanesi. Çöle gömülü bir çocuk! Hiçbir şey istemeyen. Her şeyden korkan, hayattan midesi bulanan bir çocuk. Ve beklerdim orada öleceğim günü. Birilerinin gelip, "Sen öldün. Haydi gel!" demesini. Çünkü yapacağı hiçbir şeyi olmayan bir çocuktum.
"Ne yapmak istediğini bilmiyorsan, ne yapmamak istediğini düşün!" demeye çalıştım kendime uzun yıllar boyunca. Böylece ihtimalleri eleyerek bir ideal, bir amaç bulabilirdim. Hatta hayatın ne anlama geldiğini bulur, sözlüklere geçmesini sağlardım.
Herkes yattıktan sonra uykusuzluğu yeni yeni keşfeden bir çocuğun gece siyahtan laciverde dönene kadar kulaklıkla müzik dinlediğini, penceresinden vücudunun yarısını çıkarıp korka korka sigara içtiğini hatırlıyorum.