gece bitkilerinden korkuyorum,
hayır, geceleri bitkilerden!
gizlenirken vurulmuş ulaklara ağıttır
bana açtığın her telefon.
iki kalp arasında en kısa yol:
birbirine uzanmış ve zaman zaman
ancak parmak uçlarıyla değebilen
iki kol.
an ki fıskiyesi sonsuzluğun
keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
18 aralık 1985’te o salonda
kişi nasıl kestirebilirdi ileriyi?
siz, kazıbilimler, alınyazısıbilimler,
geçsin yıllar geçsin, seneler gibi.
olur mu anımsamamak onaltıncı louis’yi,
14 temmuz 1789 akşamı, louis,
şöyle yazmamış mıydı defterine:
“bugün kayda değer bir şey yok…”
“kehanet” adlı kısacık bir şiir buldum
keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
“kaçıp gitmek istediğimiz yerin kaçtığınız yerle aynı olduğunu görmek tam bir aydınlanmaydı. hapishanenin bir yer değil, bakış açınız olduğunu anlamak.”