Kimileri acıyı sever, acıya yürür. Çünkü bildikleri başka yol yoktur. Karanlık alışkın oldukları gerçekleridir. Bu sebeple gün ışığını sevmez ve gün ışığına çıkamazlar. Ne var ki bu da yalnızca resmettikleri trajikomik oyunlarıdır.
“Düşündüklerimiz ya da inandıklarımız nesneleri görüşümüzü etkiler.”
Bir kaç gün önce şöyle bir İngilizce kelime öğrendim; chilling. Kelime, “rahatlamak, sakinleşmek” veya “takılmak” anlamlarına geliyor. O gün Görme Biçimleri ile hemhal olduğum bir gündü, esasen tam olarak o kelimenin anlamını yaşadığım anlardan oluşan bir gün; dondurmalı kahvem, içinde Momo’nun vanilyalı dondurması (Onca Yoksulluk Varken), sevgili kedilerim Layd ve Şila, dışarda yağmur kokusu, bahçemize düzenli gelen iki karganın ‘gak!’ları.. Düşündüm. “Chilling!” Kelimenin tam manasını yaşadığım gün kelimenin tam anlamını öğrendiğim günle kesişti bu kitabımla hiç de tahmin etmeyeceğim bir ortaklık kurdu. Kelime şimdiye olan bakış açımı, görme biçimimi dönüştürdü. Sanki biraz da aydınlanma oldu. :) Düşledim. Sözcüklerin yaşamımızdaki aydınlattığı anları, alanları, şeyleri ve her şeyleri… Sözcükleri niçin sevdiğimi idrak ettim ve bunu sizinle paylaşmak istedim. Çünkü, çoğu zaman 24 saatlik bir zaman diliminin 1 saatini hatta bazen 30 dakikasını bile o anı fark edemeden geçiriyoruz. Savaş, yangın, hayvan zulmü, kadın cinayetleri; bireysel olarak iş telaşı, ev telaşı vb. her şey, hepsi büyük acılar, yoğun stres, kaygı bozukluğu yaratırken biz 24 saatin içine bize ‘beni’ anımsatacak anlar koyamıyoruz, koymuyoruz çoğu zaman da sığdıramıyoruz. Ve işte tüm bu kısır döngü görme yetisini bedenimizden çekiyor. Yalnızca bakmaya başlıyoruz, ya da başladık. Her şeyi yalnızca izliyoruz. Anladım ki çoğumuzun bu “chilling” anlarını yaşamaya ihtiyacı var. Görmeyi tekrar hatırlamak için. 🤍
Görme Biçimleri