"Bir karga öttüğünde başına felaket bir şey gelir." Babam yumuşak sesiyle böyle söylemişti. "Felaket her zaman kötü değildir. Hoş felaketler de vardır. Yaşamak tam da böyle bir şeydir."
Ama dedim, İlona bilmiş mi ki annesini götürdüklerini, bilmiş bilmiş, çocuklar bilir, dedi, sadece bildikten sonra unuturlar biraz, yaşamak için unutmaları gerekir çünkü.
Bir çocuk babasının bir gecede bunca değişmesini, bir anda mahrum kalmayı ondan, hem de onca sevdiği, onca özel bağ kurduğu babasıyla iplerin tek seferde kopuvermesini nasıl sindirecek, çocuktum ya deda, anlamamış gibiydiniz sanki bunu, anlayış gösterecek olan ben mi olacaktım hem, sekiz yaşında bir kız çocuğuydum neresinden baksan, babasına ihtiyaç duyan, onun gülen gözlerine hasret.
İyi oldu çatıdan düşmem, Tanrı sonumu bana bırakmayarak çok iyi etti, yoksa benim cezalandıracağım yoktu kendimi, çünkü insan umut etmekten hiç vazgeçmiyor.