Annem ile babam savaştan sağ çıkmıştı gerçi, ancak sonunda savaş onları yok etti. Benzer şekilde, büyükbabam Šefkija, Ikinci Dünya Savaşı'nda altı kurşun yarasının üstesinden gelmiş olsa da bir tüfek mermisinin kalıntıları etrafında gelişen beyin tümöründen 1980'de ölmüştü. Biz de kendi savaşımızdan kafatasımızda yabancı cisimlerle ayrıldık.
Karasevdalılar, iki kişinin hayatını dışarıdan izleyen üçüncü bir gözün anlatımıyla açılır. Bu gözlemci, bildiklerinden çok bilmedikleri ve kafasında canlandırdıklarıyla konuşur; biz de olayların akışını değil, bir bilincin akışını okuruz. Karakterlerden çok onların —hatta bir üçüncünün tahayyül ettiği— iç dünyalarında geziniriz. Bu anlatım biçimi kurgu ve gerçeklik arasında oluşan puslu alanı bize hissettiriyor ve bir cinayetin hikayesi olmaktan çok, gerçeğin zihinde nasıl kurulduğunu ve nasıl çarpıtıldığını araştıran bir metne dönüşüyor. Marias, düşündüklerimizin çoğu zaman kendimize anlattığımız hikayeler olduğunu ve gerçekliğin bu anlatılar arasında sürekli büküldüğünü söyler.
Maria Dolz’un idealize ederek gözlemlediği çift aslında nasıl bir çift bilmeyiz. Dolz da bilmek istemez çünkü onları tanımak o çifte dair düşlemlerini bozma riskini taşır. Marías burada insanın gerçeği bilmekten çok, katlanabileceği bir hikâyeye ihtiyaç duyduğunu gösterir. Gözlemlediği çiftten birinin cinayetle hayatını kaybetmesi, Dolz’un arkada kalan Luisa’yla tanışmasına yol açar.
Ancak romandaki cinayet, basit bir “fail–mağdur” hikâyesi değildir. Bir suç işlendiğinde gerçekten kim işlemiştir? Azmettirici ile tetiği çeken kişi arasındaki mesafe büyüdükçe, araya kurumlar, insanlar ve araçlar girdikçe sorumluluk da dağılıp bölüşülür mü? Marías, bu bireysel meseleyi toplumsal bir aynaya da dönüştürür. Tarih boyunca çoğu zaman yargılanan, eylemi gerçekleştiren olmuştur; emri veren, kıvılcımı çakan ise çoğu kez mahkeme önüne çıkmamıştır.
Roman; kötülüğü, deliliğe ya da istisnaya atfetmez. Kötülük bir “seri katil” anomalisi değildir; gündelik ve yakındır. Aramızda dolaşır, içimizde yer eder. Romandaki tekinsizlik, bizi dışarıdaki bir faille değil, içimizdeki olasılıkla yüzleştirmesi gibi.
KarasevdalılarJavier Marias · Yapı Kredi Yayınları · 20221,113 okunma