Adamım unutma ki, müzakereyi bilmiyorsan üç gerçek dosta
ihtiyacın vardır: iyi bir hukukçu, iyi bir muhasebeci ve iyi bir terapist.
Müzakereyi bilmediğinden başın sürekli belaya girecek, mahkemelik
olduğunda, soruşturma geçirdiğinde kanunlar ormanında sana rehberlik edecek bir hukukçu dostun hep elinin altında olsun. Bu hengâmelerin bazılarında maddi zarara uğrayacaksın, muhasebeci dostun burada lazım olacak. Ve son olarak başına sürekli bunların niçin geldiğini
anlamayacak ve kendine açıklayamayacaksın. İşte terapist dostun seni
burada ayakta tutacak
Ayn Rand, insanları iki gruba ayırır; yaratıcı olup harekete geçirenler “Prime
Mover” ve olayları, durumları seyredip hayatı ikinci elden yaşayanlar
“Second Hander”.
İngilizcede “argument” bir fikrin doğruluğu ve yanlışlığı üzerine
konuşmak anlamına gelir. “debate” bir konuda pozisyonunu, yaklaşımını korumak, “discussion” bir konuda fikir alışverişi yapmak anlamına
gelir. “quarrel” ise bildiğimiz ağız dalaşı anlamına geliyor. Biz bunların
hepsini, bütün bu nüansları neredeyse “tartışmak” kelimesi ile anlatıyoruz. “Ben eşimle tartıştım.” diyen bir insanın; eşiyle bir konuda fikir
alışverişi mi yaptılar, bir fikrin doğruluğunu yanlışlığını mı konuştular,
yoksa bir noktadan sonra konuşma kontrolden çıktı yükte hafif pahada
ağır eşyaları birbirlerine mi fırlattılar? Ses tonu olmasa söylenen cümlenin anlamını tahmin etmek mümkün değildir bizim dilimizde...
Münazara yapmak; cadı kazanına girmek gibidir, bu bir savaştır ve bu savaşta kullanacağınız tek silah kelimelerdir. Kelimelerin esiri olmayın, siz kelimelerin efendisi olun