İşin sadece üretmekle bitmediğini, insan davranışını anlamanın da en az ürünün kendisi kadar önemli olduğunu fark edeceğiniz bir kitap. Kitap temelde insanların bir ürüne ya da alışkanlığa nasıl bağlandığını anlatıyor. Ama bence asıl değerli kısmı, bu süreci kuru teorilerle değil, ufak ama yerinde anekdotlarla açıklaması. Eyal’in “kanca modeli” dediği döngü basit olarak tetikleyici-eylem-ödül mekanizması ile insanın psikolojik olarak nasıl yönlendirildiğini anlatıyor. Instagram’ı, TikTok’u ya da hatta bir kahve markasını düşündüğünde hepsi bu döngüyle işliyor. İnsan bir noktadan sonra alışkanlıktan öte bir bağ kuruyor.
Ama kitabı okurken bir noktada da şunu düşündüm: Bu sistemin ince kurgulandığı kadar, ne kadar manipülatif olduğu da ortada. İnsan psikolojisini bu kadar iyi çözümlemesi, bir yandan hayranlık uyandırıyor ama diğer yandan kapitalizmin uyanıklıklarını da gözler önüne seriyor. Yani bu model, insanların ihtiyaçlarından çok zaaflarına oynayarak işleyen bir mekanizma.
İşini yeni kurmuş biri olarak bu kitabın bana kattığı şey şu: İnsanların bir ürünü neden sevdiğini anlamak kadar, onları nasıl “bağımlı hale getirmemek” gerektiğini de görmek. Çünkü aradaki çizgi ince. Kancaya Takılınca, sadece nasıl müşteri kazanılırı değil, aynı zamanda insan davranışı nasıl yönlendirilir sorusunu da düşündürüyor. O yüzden kitap bana hem öğretici hem de tehlikeli geldi, bu ince çizgi üzerinde de durulsa güzel olurdu.