İbrahim Halil Atakişi

İbrahim Halil Atakişi
Okur
Siyasal Bilimler
63 okur puanı
Ekim 2019 tarihinde katıldı
Hemşehriliğin Tezahürü: Enformel Kuruluşlar
8/10
·407 syf.··
2023 1. kitabı
Bu çalışma 1998'de ODTÜ sosyoloji bölümünde sunulmuş olan “Yerel Siyaset ve Kentsel Türkiye'de Toplumsal İlişki Ağları: Keçiören Belediyesi’nde Hemşehrilik Örneği” adlı doktora tezine dayanıyor. Çalışma 2004 yılında Türkçeleştirilerek kitap haline getirilmiştir. Modern toplumda geleneksel ilişki ağlarının benimsendiği kırsal kültürün kentsel topluma yansıtılmasına dayanılarak gözlemlenen ve er ya da geç bir gün varlığını yitireceğini düşünülen toplumsal ilişki ağı olarak hemşehrilik kitabın ana temasını oluşturmaktadır. Yazarın tespitlerine göre toplumsal düzende komşuculuk ve iş gibi durumların etkileşimi hasebiyle bu sadece kente yeni göç edenlerin ve sadece kente aidiyet hissetmeyenlerin ilişki türü olarak kalmayacaktır. Hemşehricilik ilişkileri üzerinden kültürün yeniden üretimi ataerkil ideolojiyi yeniden üretmek amacıyla varlığını sürdürmeye devam edecektir. Yazar, Keçiören belediye meclisinden 1994-99 döneminde seçilmiş olan siyasetçileri, hemşehrilere dayalı bağlantıların toplumsal tezahürünü sosyolojik bir pencereden ve siyasetle iç içe değerlendirmiştir. Yazarın doldurmak istediği boşluk hemşehriliğin formel siyaset alanında genel olarak benimsenen bir ilişki olması binaenaleyh toplumsal ilişkilerin kesiştiği noktalarda toplum-siyaset ilişkisini geniş bir perspektifle tanımlamak ve deneyimlemektir. Genel olarak bakıldığında ise hemşehricilik cemaatleri gibi oluşumlarda etkin olan veya bu tür cemaatler tarafından öne sürülen siyasiler konunun hem öznesi hem nesnesi olduğu sonucuna varılmıştır. Kentin mekânsal dönüşümünde etkin rol alan meclis üyeleri siyasi projeler üretirken mevcut kentsel mekâna yansıttıkları aidiyet duygusu yazara göre merkezi öneme sahiptir. Çünkü yöneticilerin kendilerini bulundukları mekâna ait hissedip hissetmemeleri ve mekânın
1000Kitap
Hemşehrilik ve Şehirde SiyasetAyça Kurtoğlu · İletişim Yayınevi · 20043 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bu Diyardan Bir Nazım Geçti, Bu Romandan ise Halil...
10/10
·536 syf.··
Beğendi
·
2022 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2022 00:00
Bu eserin uzun tren yolculuklarında okunduğunda daha müstesna bir hazza ulaşılacağını düşünmekteyim. Nazım'ın 5 kitaptan oluşan bu eseri, Anadolu insanını derinden keşfetme imkanını sunuyor okuyucuya. Eserde ki Halil karakterini her düşlediğinizde Nazım geliyor aklınıza. Bir yazar kendisini ne kadar işleyebilirse bir roman karakterine, işte Nazım o kadar derin bir iz bırakmış Halil'e. Mamafih eserde her karşılaştığınız bir karakter satırlar arasın da gerçeğe dönüşüyor adeta. Uzun uzun inceleme yazıp bu hazdan okuyucuyu mahrum bırakmak istemiyorum. Defalarca okumak isteyeceğiniz ve her okuduğunuzda farklı bir hazza ulaşacağınız bu kitabı yanınızdan ayırmak istemeyeceksiniz.
Edebiyat & Roman
Memleketimden İnsan ManzaralarıNazım Hikmet Ran · Adam Yayıncılık · 20007,4bin okunma
Nazım Hikmet'le Mahpus Hayatını Merak Edenlere...
8/10
1938 senesinde Nazım Hikmet'in eserlerini okudukları için tehlikeli görülen Harp okulu öğrencilerinin ve bu durumdan haberi dahi olmayan Nazım Hikmet'in tutuklanması ve sonrasında yaşananları anı olarak kaleme alan A. Kadir (Meriçboyu)nun bu eseri okunmaya değer bir anlatım tarzıyla öyküleştirilerek kaleme alınmış. Nazım Hikmet sevenleri için oldukça değerli bir eser olduğunu söylemeliyim. A. Kadir'e göre Nazım ve içinde kendisinin de bulunduğu Harp okulu olayına dahil olan kişiler haksız yargılamalara maruz bırakılmıştır. Türk Ceza Kanunu'nun bazı maddeleri hatalı yargılanmalarına neden olmuştur. Mamafih bu yargılamadan Nazım Hikmet ve ilk karşılaştığında ajan zannettiği Harp okulu öğrencisi Ömer Deniz en zararlı çıkan kişiler olmuştur. Olayın perde arkası, tutuklanmalar ve mahkeme süreci sonrasında Ankara Askeri Ceza Evinde tutukluluk sürecinde yaşananları anlatan Meriçboyu, Nazım Hikmet'in ve kendilerinin yaşamış olduğu mağduriyete ışık tutmaktadır. Bu esere o dönemde askerlik mesleği yapan Fuat Uluç Nâzım Hikmet ve 1938 Harbokulu Olayının Gerçek Yönü adlı eseri ile ağır bir eleştiri yazmış ve Meriçboyu'nun olay örgüsünü yanlış aktardığını iddia etmiştir. Milliyetçilik duygularının ağır bastığı bu eserin incelemesini de profilimden okuyabilirsiniz. Daha somut delillere bakmak ve realist bir karar verebilmek için Yön dergisi, Tan Gazetesi Nazım Hikmet konulu yazılara, Yeni Dergi 1967 özel sayısı ve 29. sayısına ve Nazım Hikmet Dosyası adlı esere bakılabilir.
Edebiyat & Roman
1938 Harp Okulu Olayı ve Nazım HikmetA. Kadir · Hilal Matbaacılık · 197761 okunma
Vatan Haini mi, Vatan Şairi mi?
5/10
·166 syf.··
2022 13. kitabı
Fuat Uluç'un bu eseri, 1938 senesinde Nazım Hikmet'in eserlerini okudukları için tehlikeli görülen Harp okulu öğrencilerinin ve bu durumdan haberi dahi olmayan Nazım Hikmet'in tutuklanması ve sonrasında yaşananları anı olarak kaleme alan A. Kadir (Meriçboyu)nun 1938 Harp Okulu Olayı ve Nazım Hikmet adlı eserine ağır bir eleştiri ve reddiyedir. Fuat Uluç asker kökenli biri olarak milliyetçilik yönü ağır basmış, yer yer faşizan söylemlere başvurmuştur. A. Kadirin anlattıklarını farklı bir penceren anlatarak karşıt söylemlere yer vermiştir. Binaenaleyh Nazım Hikmet'in şiirlerini yorumlamaya çalışmış ve Nazım'ın politik görüşüne binaen "komünist" yaftası ile her durumu açıklayabileceği görüşüne inanmıştır. Bazı konularda da Nazım'ı "Sezar'ın hakkı Sezar'a" tarzı söylemlere başvurarak övmüş gibi göstererek yermeye devam etmiştir. Her iki eseri de okumak, doğru kararı vermek için elbette yetersiz kalacaktır. Dönemin öncesi, o anı ve sonrasının şartlarını iyi idrak etmek gerekmektedir. 1961 sonrası yaşanılan özgürlük ortamında bu konuda kaleme alınan anı, roman gibi eserleri okumak ve dönemin dergilerini incelemek daha yararlı olacaktır. Nazım Hikmet Dosyası kitabı oldukça iyi hazırlanmış. Okunmasını tavsiye ederim.
Edebiyat & Roman
Nâzım Hikmet ve 1938 Harbokulu Olayının Gerçek YönüFuat Uluç · Ayyıldız Matbaası · 19674 okunma
Hümanist Yaklaşımın "Biz"e Dönüşmesi ve Sonrası
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2022 8. kitabı
·
45 günde okudu
·
Okunma: 19 Eylül 2022 00:00
Uzun bir süreye yayarak okuduğum bu kitap, hayatı anlamlandırma konusunda okunması gereken bir başucu kitabı olması gerekir. Son sayfalarda ki tavsiyeleri okumaya, izlemeye çalışmak son derece mühim. "Bence insanların ve toplumların en gizli ve en tehlikeli sağlık sorunu manevi inanç ve değerlerde ki yozlaşmadır" diyen Doğan hoca, sağlık ölçütünün sadece bedensel bütünlükle tamamlanmayacağını, ruhsal, duygusal ve toplumsal maneviyatın sağlık açısından asıl ölçüt olması gerekliliğine vurgu yapmaktadır. Hayatı değerli kılmak adına önemli gördüğü değerleri vurgularken, anılarını paylaşırken ve Türk toplumunun asıl sorununu irdelerken, toplumun kendisini nasıl düzelteceği hususunda bir çok püf noktadan bahsetmeyi de ihmâl etmiyor. "Yaşamında kendin olarak ne kadar varsın ve temel duyguların neler?" diye yönelttiği soruya çok değerli cevaplarıyla hayatımıza bir yol inşa ediyor. [Aşağıda eserden alıntı cümlelere yer verilmiştir.] Danimarka ve İsveç Kuzey Avrupa ülkeleri ile Libya ya da Irak gibi Ortadoğu ülkelerini mukayese eden Doğan hoca "İnsanın birey olarak gelişmesine saygılı olan kültürlere sahip toplumlarda gelişim görürsün, devrim görmezsin. Her aile içinde, her kurum içinde genel olarak toplumlarda gerginlikler oluşur, tartışılır ve yeni kararlar alınır ama askerî darbeler ya da devrimler olmaz. Neden? Gelişerek değişen bireyler aileleri, kurumları, yönetimleri ve sonuçta toplumu değişime götürür." diyor. Fakat devrim ile darbeyi aynı bağlamda değerlendirmek farklı sonuçlar doğurabilecek niteliktedir. Devrimin ne şekilde gerçekleştiği bu hususta ön plâna çıkmaktadır. Örneğin Osmanlı'nın yıkılış dönemini, yani Cumhuriyetin kuruluş devrini ve 1960,1980 askeri darbelerini karşılaştırdığımızda bu durumu daha iyi açıklayabiliriz. Cumhuriyet devrimiyle birlikte Doğan
Psikoloji
Var mısın?Doğan Cüceloğlu · Kronik Kitap · 202137,7bin okunma