Türkiye’ye geldiğimde 11 yaşındaydım.
Hayatımın en değerli yılları, evimizin huzurunu kaybettiğimiz o savaş günleri ile sarsıldı.… sabahları annemden izin alıp parka gitmek en sevdiğim alışkanlığımdı.
… okulun yakınındaki bir bina bombalandı. Camlar patladı, insanlar koşuşturuyordu; ben küçük kız kardeşimi bulmaya çalışıyordum. O an, korku, çaresizlik ve sorumluluk duygusunu birlikte tattım. Kardeşimi bulduğumda hem kendim, hem de onun için ağladım.
… Yaşamak, …imkansız gibi görünüyordu.
Ben, 11 yaşındaydım. Küçük kız kardeşim, erkek kardeşim ve üç aylık bebek kardeşimle, annem ve amcamın yardımıyla, aralık ayının soğuk gecelerinde tarlalar arasında yürüdük. Soğuk, yorgunluk ve korku ile …
İstanbul … 9 kişi bir dükkanda… kaldık. … ben ve kız kardeşim tekstilde çalışmaya başladık. Maaşlarımız çok düşüktü, ama hiç yoktan iyiydi. 12 yaşında çalışmak zordu; sabah 8 akşam 7 ye kadar ayakta durmak hem yorgunluk, hem sorumluluk getiriyordu.
…Okuma yazmayı yeniden öğrendim. … 12. Sınıfı hayallerle bitirdim. Beslenme ve diyetetik bölümünü tercih ettim. … Türkiye’yi tek kelimeyle anlatmam gerekse “hayat“ derdim.
Zehra Hussini, Suriye
Bir Ülke Bin Hikaye (kitabı 58. sayfa)