İlknur

İlknur
@atby_ilknur
𝐀𝐤𝐥ı𝐧ı 𝐤𝐮𝐥𝐚𝐤𝐥𝐚𝐫ı𝐧𝐚 𝐭𝐞𝐫𝐜𝐢𝐡 𝐞𝐝𝐞𝐧 𝐛𝐢𝐫 𝐛𝐞𝐧!
Bir antropoloğun gözünden iki İslam ülkesi
Puan vermedi·200 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
Batılı bir oryantalist antropolog olan Clifford Geertz'e göre antropoloji, nasıl kavrarsanız kavrayın sabit olmaktan çok uzak bir teşebbüstür. Geertz’in ifadesine göre, ‘bir yaşam biçimini tanımlamanın en iyi yolu onu iyi ayarlanmış bir çeşit ışığın altında göstermektir.’ Bir toplumun yaşam biçimini anlamak onu dini, kültürel, ideolojik, sanatsal ve toplumsal ahlak normları da dahil olmak üzere bütüncül bir boyutta mercek altına almakla mümkün olur ancak. Geertz, şair Theodore Roethke’nin “Gitmem gereken yere giderek öğreniyorum” ifadesine atıf yaparak antropoloğun bir toplumu gerçekten iyi anlaması ve yorumlayabilmesi için kitabi bilgiden ziyade o toplumun içine girip inanç ve kültürlerini bizzat tecrübe etmesi gerektiğine vurgu yapmaktadır. Bu anlamda Batılı antropologların İslam toplumunu uzaktan bir gözle yorumlamalarını da eleştirmektedir. Geertz’in iki İslam ülkesi olan Fas ve Endonezya toplumunu deneyimleyerek incelemesi de bu düşüncesine dayanıyor diyebiliriz. İslamı kendi kültür anlayışlarına göre yaşayan iki ayrı hayat biçimini yansıtan, sömürü düzeninden yeni kurtulmuş iki ayrı ülkenin dini geleneklerinin karşılaştırmasını yapmaktadır Geertz. Geertz’e göre farklı toplumlar, İslam’ı kendi tarihsel tecrübelerine uydurmak için dönüştürür ve bu nedenle de yerel düzeyde tarihsel bağlamlar biçiminde İslam’ın bir çok anlam ve ifadesi vardır. Yaşadığımız hayat değiştikçe inanç da onunla birlikte değişip dönüşmektedir ve tabiki İslam ve İslam toplumları da bu değişimden nasibini almaktadır. Clifford Geertz ise bizlere bu değişimi Fas ve Endonezya’da geçirmiş olduğu kırk yıllık yaşam deneyimi ve bilimsel tecrübesi üzerinden karşılaştırmalı bir şekilde aktarmaktadır. Geertz, öncelikle dinin sadece semboller, ibadetler tarafını ön plana çıkarıp kültürün, geleneğin, yaşam
Gerçeğin ArdındanClifford Geertz · İletişim Yayınları · 200110 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Yahudiliğin kökenine dair bir bakış..
8/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2026 13:12
Yazar Jules Soury tarafından, 1877 yılında kaleme alınan “La Religion d’İsrael Etude de Mythologie Comparee” adlı makalenin tercümesi olan bu kitap, filolojik metotla İsrail dinini, yani Yahudiliği incelemekte olup bu dinin arka planında yer alan kültür ve inanışlar üzerinde durmaktadır. Yazar öncelikle Sami kavmini oluşturan halklar üzerinde durup bu halkların ilk yerleşim yerleri olarak bilinen Mezopotamya’dan göç etmeden önceki kültürel oluşumları ve tanrı inançlarını ele almıştır. Yazar Sami ırkına mensup halkların ilk dinlerinin çok tanrıcılığa ve putperestliğe dayandığını belirtiyor. Ayrıca bu halkların kabilelere ayrılmış olup her kabilenin kendisine ait tapındığı bir tanrısı olduğunu da ekliyor. Mezopotamya’dan çıktıklarında gelişmiş bir destan yaratabilecek kültüre sahip olmadıklarını ve bu sebeple de ancak muğlak dini kavramlar üretebildiklerini ifade etmektedir yazar. Mezopotamya’dan Kenan diyarına göç eden ve oradan da Babil’e sürgün edilen Yahudilerin, gittikleri bölgelerdeki halklarla temaslarından kaynaklı olarak bir inanç etkileşimine girdiklerinden bahsedilmektedir. Yahudi halkının göçebe ve sürgün olarak yaşadıkları hayatlarında Babil, Mısır, Asur, Fenike gibi geniş kültürlere ve mitolojik efsanelere sahip olan bu halklarla girdikleri etkileşimlerin şu an sahip oldukları inançlarının kaynağı olarak görülmektedir. Kitabın belirli kısımlarında yazar tarafından sert bir şekilde eleştirilen Sami halkının, özellikle de Yahudi ve Arap ırkının sahip olduğu bir çok kutsal inancın Sümerler olarak bilinen Asurluların, Mısır ve Babillilerin mitolojik efsanelerinden uyarlanan aslında natüralist bir din olduğu açıkça belirtilmektedir. Sonuç olarak kitabın bize sunduğu İsrail dini; bir anda gökten ilahi bir şekilde inmeyip, farklı toplulukların mitolojik, kültürel
Transhümanizm/ İnsanın ve dinlerin eskatolojisi..
9/10
·238 syf.··
Beğendi
·
2025 62. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Aralık 2025 20:07
Kitap genel olarak transhümanizmin ne olduğunu, neyi amaçladığını, kökeninin neye ve nereye(zamansal olarak) dayandığını ve dinlerle olan ilişkisini ele alıyor. Dinlerle olan bağlantısını şu bölüm başlıkları altında ele almış; Antik dinler ve transhümanizm Hıristiyanlık ve transhümanizm Yahudilik ve transhümanizm İslam ve transhümanizm Budizm ve transhümanizm Çin dinleri ve transhümanizm Yeni dini hareketler ve transhümanizm Transhümanizm kısaca, gelişen teknoloji ve değişen dünya ile birlikte insanın konumu ve sonunun ne olacağına dair alternatif bir yeni dünya düzeninden söz eder. Dolayısıyla öngörülen bu dünya düzeninde 'dinin nasıl konumlanacağı' ve 'dinin geleceği' gibi sorunlar merak konusudur. Bu kitapta da, tam olarak merak edilen bu konulara bir nebze açıklık getirilmiştir. Bahsetmiş olduğum bu konulara ilgisi olanların sıkılmadan ve gayet akıcı bir şekilde okuyabileceği bir kitap. İstifadeli okumalar dilerim..
Dinler ve TranshümanizmKolektif · Son Çağ Yayınları · 20233 okunma
"Dinler Ve Kökenlerine Dair..."
9/10
·116 syf.··
Beğendi
·
2025 53. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Eylül 2025 10:34
Meşhur Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ'ın yazmış olduğu, Kur'an, İncil ve Tevrat'ın Sumer'deki Kökeni adlı popüler kitabı; semavi dinlerin tarihsel ve kültürel arka planının, aslında eski Sümer tabletlerindeki dinsel, mitolojik ve edebi metinlerle paralellik oluşturduğunu gösteren çok önemli bir kaynak niteliğindedir. Söz konusu olan tablet yazmalarındaki ve kutsal kitaplardaki ayetlerde geçen karşılaştırmalı bilgiler ışığında, geçmişten günümüze dek tüm dini inanışların ortak bir kökenden geldiğini söylemek mümkün görünüyor. Yani "tüm dini inançlar aslında aynı dinin farklılaştırılmış versiyonlarıdır." Malum inanç konusu hassas ve yoruma açık tartışmalı bir alan olduğu için çok fazla derine inmeden yüzeysel bir inceleme olarak kalmasını istiyorum. Son olarak şunu eklemek isterim; Değerli yazar Muazzez İlmiye Çığ'ın, konuyu fazla derine inmeden, sadece semavi dinler üzerinden sınırlı bir anlatımda bıraktığını düşünüyorum. Bu anlamda daha önce okumuş olduğum Hamza Yardımcıoğlu'nun Kök adlı kitabı aynı konularda daha genişletilmiş ve derinleştirilmiş bilgiler içeriyor. Bu tür konulara ilgisi olanların veya Muazzez İlmiye Çığ'ın bu kitabını okuyup beğenenlerin 'Kök' kitabını da severek okuyup istifade edeceği kanaatindeyim. Her iki eser de dini inançların kökenleri konusunda sağlam bir zemin oluşturmak ve doğru bir sorgulama yapabilmek için muazzam kaynaklar. İlgilisi için mutlaka tavsiye ediyorum. İstifadeli okumalar dilerim...
Kur'an, İncil ve Tevrat'ın Sumer'deki KökeniMuazzez İlmiye Çığ · Kaynak Yayınları · 20065,3bin okunma
Tarihin yararı ve yararsızlığı üzerine...
8/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2025 48. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 29 Temmuz 2025 22:37
İnsanın tarihte, sanki tarih sesleniyormuşçasına şunu okuması gerekir "Adam ol ve ardımdan gelme, beni izleme!" Sy.110 Naçizane Nietzsche'den anladığım kadarıyla bu eserini şöyle özetleyebilirim; Bugünü anlamak ve yaşamak için tarihe bakın, tarihten faydalanın, geçmişte yapılan hataları görün ve bundan ders çıkarın. Ama kesinlikle tarihe bağımlı kalmayın, geçmişe dair iç hesaplaşmanızı yaptıktan sonra onu geride bırakıp bugünü yaşayın, bilhassa içinde bulunduğunuz ana odaklanın; nihayetinde hayat geriye dönerek anlaşılan fakat ileriye bakarak yaşanan bir süreçtir. Kendinize salt bilgi yüklemekle kalmayın, o bilgiyi işleyin, hayata geçirin. Canlı bir varlık olduğunuzu hatırlayın ve sadece düşünmekle kalmayın, onları canlı ve görünür kılın, onu yaşayın. Nihayetinde düşüncelerdir sonsuza dek yaşayacak olan... Demem o ki Nietzsche'nin bu eseri zihninizi yaşam kıvılcımlarıyla parlatacak ve silkelenip kendinize gelmenizi sağlayarak üzerinizdeki görünmez zincirlerinizi kıracak.! Yalnız şunu da belirtmeliyim ki Nietzsche külliyatına aşina olan birine göre fazla durağan gelebilir bu eseri. Belki de ilk yazım eserlerinden olduğu içindir çünkü bu kitapta henüz Nietzsche ile bütünleşmiş o kamçılayıcı ve sert üslubu yoktu. Yani gayet yumuşak mizaçlı bir Nietzsche ile karşılaşacağınızı söylemek isterim. Okuyacak olanlara keyifli okumalar dilerim.
Tarihin Yaşam İçin Yararı ve Yararsızlığı ÜzerineFriedrich Nietzsche · Say Yayınları · 2009970 okunma