İlk madde dört öğe (ateş su hava toprak) değişme, büyüme, etkinlik, edilginlik gibi doğanın değişim ve dönüşüm içinde olan bileşenlerini ele almakta. Özellikle Sokrates öncesi düşünürleri Empedokles Demokritos ve Platona vermiş olduğu eleştirel yanıtlar da eseri cazip kılıyor hiç kuşkusuz. Ancak maddenin nasıl var olduğunu (oluşum) nasıl yok olduğunu (bozuluş) bu süreçlerin arkasında yatan mekanizmayı açık seçik bir biçimde anlatması, bu sadece ne bir değişim yada ilizyon nede basit parçaların yer değiştirmesidir. Varlığın kökten var olduğunu ve yok olduğunu açıklar. Modern bilimin bugün atomu parçalaması Aristotelesin oluş ve bozuluş diyalektiği çerçevesinde değerlendirilmektedir.
O kadar sıkıcı bir dille yazılmış ki okurken çok zorlandım. Ancak konusunu beğendim hatta akıcı bir dile sahip olsaydı en sevdiğim kitaplardan olabileceğini düşünüyorum.
Konusuna gelecek olursak;
4 grup İngiliz erkek çocuğunun ıssız bir adada mahsur kalmasını ve bu adada hayatta kalmaya çalışırken vahşileşmelerini konu alıyor.
Başlangıçta Ralph isimli çocuk diğer çocuklar tarafından lider seçilir. Ralph adada medeniyeti devam ettirmek ve kurtarılmak için bir düzen kural koyar. En önemli şeyin ise bir sinyal ateşi yakmak olduğuna karar verir. Böylece ateşin sürekli yanmasını sağlarlar. Ralph adada düzeni sağlamaya çalışırken Piggy ona yardım eder. Piggy aralarında en akıllı ve en mantıklı davranan kişidir. Ancak Piggy’nin kilolu ve gözlüklü oluşu nedeniyle onunla sürekli alay ederler.
Bir süre düzenli bir toplum oluşturmaya çalışsalar da olaylar zamanla kötüleşir. Jack denen şahıs ise zamanla Ralph’e karşı çıkmaya başlar. Bir grup çocuğu kendi safhasına çekerek bir avcı grubu oluşturur. Bu grup zamanla vahşileşir ve gruptan koparlar. Jack’in liderliğindeki çocuklar adanın güneyine yerleşir. Orada avcılık ve vahşilikle meşgul olmaya başlarlar. Sürekli yanmasına karar verilen ateşi önemsemeyi bırakırlar.
Adada zaman ilerledikçe çocuklar bir canavarın adada dolaştığını düşünmeye başlarlar. Bu korku onların davranışlarını etkiler ve ilkel güdüleri yüzeye çıkar. Bu canavar dedikleri şey aslında kendi içlerindeki korku ve barbarlıktır. Bu sembolik unsur çocukların kontrollü davranışlarında daha acımasız hale gelmesine neden olur.
Simon dışarıda ölü paraşütçünün gerçek bir canavar olmadığını, sadece bir insan cesedi olduğunu keşfeder ve bu gerçeği çocuklara söylemek için kampa gelir. Ancak bu sırada çocuklar vahşi bir tören içerisindedir. Simon’un birden gelmesiyle onu
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,5bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hayatında bir dönüm noktasında olan, başarısızlıklar veya kişisel zorluklarla mücadele eden ve hayata dair pozitif ama gerçekçi bir bakış açısı arayanlar için motive edici bir kitap. Piyasadaki pek çok kişisel gelişim kitabının aksine, sadece 'pozitif düşünün' demek yerine, 'yaşanan zorluğun hakkını vererek, onu aşmanın yollarını aramak' üzerine odaklanması, kitabı daha ilgi çekici kılıyor.
Güzel bir seriydi. Son kitabındaki karmaşalar bazen yorsada sevdiğim bir seri oldu. 6. Kitapta aksiyon tavan! Ateş gibi seven birini anca kitaplarda görürüz zaten ben diyim
YR alemi (veya Yr Krallığı), Joanne Greenberg’in ünlü psikolojik otobiyografik romanı Sana Gül Bahçesi Vadetmedim'in başkarakteri Deborah Blau’nun şizofreni hastalığı nedeniyle zihninde yarattığı, kendine has dili ve kuralları olan hayali evrendir. Deborah, gerçek dünyanın ırkçılık, taciz ve sevgisizlik gibi ağır travmalarından kaçarak bu görkemli ama aynı zamanda cezalandırıcı hayali krallığa sığınmıştır.
Deborah'ın kurduğu bu mitsel dünyayı yöneten, onun bastırılmış korkularını, suçluluk duygularını ve arzularını simgeleyen tanrılar, krallar ve figürler şunlardır:
Yr Aleminin Tanrıları ve Güçleri
Anterrabae: Yr evreninin en güçlü, heybetli ve göz alıcı tanrısıdır. Genellikle düşen bir güneşin ışıklarıyla kaplı, ateşler içinde tasvir edilir. Başlangıçta Deborah'a arkadaşlık eden ve onu teselli eden bir figürken, hastalık ağırlaştıkça Deborah'ı cezalandıran ve gerçek dünyaya dönmesini yasaklayan acımasız bir varlığa dönüşür.
Lactemaeon: Kara bir atın üzerinde, simsiyah zırhlar içinde ama parıldayan mavi gözlerle görünen karanlık tanrıdır. Çoğunlukla yıkımı, öfkeyi ve Deborah'ın bastırdığı güçlü ve tehlikeli duyguları temsil eder.
Idat: Yr aleminin güzel, sakinleştirici ve ışık saçan tanrıçasıdır. Deborah'ın zihninde kalan son saflık, estetik ve iyilik duygusunu sembolize eder. Genellikle diğer sert tanrıların gazabını gizlemeye veya dengelemeye çalışır.
Collect: Deborah'ın maruz kaldığı tüm toplumsal yargıları, dışlanmaları ve eleştirileri bünyesinde barındıran, mitsel ve kolektif bir diğer figürdür.
Sansür, Krallar ve Kurallar
Sansür (The Censor): Gerçek dünya ile Yr alemi arasındaki kapıyı tutan mutlak tirandır. Deborah'ın gerçek dünyadaki insanlarla iletişim kurmasını engeller, Yr'nin sırlarını dışarıya sızdırmasını "Sansür dili" denilen anlamsız
İktidar öyle bir bela ki Hz. Peygamber’in “Onlar benim dünyadaki iki reyhanımdır (çiçeğimdir)." Diyerek sevdiği torunlarının sonu olmuştur. Kerbela Müslümanların yüreğinde dinmeyen sızı.”Cennet gençlerinin efendilerinden biri olan Hz. Hüseyin’in şehadeti tarihin belki de en sarsıcı ve de üzücü olayı. Kitapta Hz. Hüseyin’in şehit edilmesinin ayrıntılarını okudukça kalbim paramparça oldu. Bildiklerim yanında bilmediklerimi de öğrenince hayrete düştüm. Daha doğrusu kahroldum. Ben okurken dayanamadım. O zalimler( içimden daha ağır sözler söylüyorum) nasıl olurda bu kadar acımasız olmayı başardılar. Hangi koltuk O mübarek insanların hayatından daha değerli olabilir ki?
Kitabın anlatımına gelecek olursam yazar bir konu hakkındaki tüm rivayetleri vermeye çalışmış. Kaynağın doğruluğu için bunu yapmış evet ama bu durum tekrara düşürmüş. Yezid hakkında aktardıkları beni biraz kızdırdı. Pişman olmuş falan filan…Doğrusunu Allah bilir ama Muharrem’e kan bulaştıran, bu mübarek ayın güzel olaylarına gölge düşüren o kafirin bir anlık bile pişmanlık yaşadığına inanmıyorum. Ve son olarak o kadar çok isim geçiyor ki kimin kim olduğu noktasında karışıklık yaşayabilirsiniz.