Aşk olmadan yapılan bir arayış, sadece kuru bir meraktır. Hakikat yolcusunun kalbindeki o "ateş", onu yolda tutan ve dünyevi ağırlıklarından kurtaran asıl enerjidir. Pervanenin ışığa (hakikate) olan tutkusu yüzünden ateşe atılması, bu adanmışlığın en klasik sembolüdür
Araştırma-İnceleme Tarih
İbrahimî bir duruş, ateşin ortasında bile olsa "Bana Allah yeter" diyebilmenin huzurudur. Bu teslimiyet, yakıcı olanı bile gül bahçesine çevirir.
Araştırma-İnceleme Tarih
"Türk'ün cesareti, demiri eriten ateş; fırtınayı dindiren bir iradedir."
Araştırma-İnceleme Tarih
Mevlana'nın "Hamdım, piştim, yandım" dediği noktada, kişinin kendi ateşiyle yanması, olgunlaşması için gereken bir bedeldir. Ancak bu ateş, eğer bir amaç uğruna değil de sadece nefis veya hırs için yanıyorsa, geriye külden başka bir şey bırakmayabilir
Araştırma-İnceleme Tarih
Öfke, haset veya nefret gibi yakıcı duygular, yöneldikleri kişiden önce o duyguyu taşıyanın iç huzurunu yok eder. Bir başkasına fırlatmak için tutulan kızgın bir kömür parçası, aslında önce tutanın elini yakar. Bu noktada "ateş", kişinin kendi içinde beslediği ama kontrol edemediği yıkıcı enerjiyi temsil eder.
Araştırma-İnceleme Tarih
O gün bir kanlı şafak, gökten üflenen ateş; Birden, dağın sırtında atlılar belirecek. Atlılar put şehrine gediklerden girecek; Bir şehir ki, orada insan ayak üstü leş. Yalnız iman ve fikir; ne sevgili ne kardeş; Bir akıl gelecek ki, akıllar delirecek. Ve bir devrim, evvela devrimi devirecek. Her şey birbirine denk, her şey birbirine eş. Fertle toplum arası kalkacak artık güreş; Herkes tek tek sırtına toplumu bindirecek. Gökler iki şakkolmuş haberi bildirecek. Müjdeler olsun size; doğdu batmayan güneş! Necip FAZIL KISAKÜREK
Araştırma-İnceleme Tarih