Türkmenler öteden beri kutlamalara karşı çoşkuluydu.
Düğün ise harika bir fırsattı. Söz kesildikten sonra göçebeler tefler çalınıp tüfekler havaya ateş ederken kavrulmuş kuzularla nefis ziyafet çekerlerdi. Gelin adayı ve damat işlemeli mendilleri takas ederlerdi ve sıra el emeği göz nuru çeyize geldiğinde göçebe de köylü de birdi. Düğün, müzik, dans ve güreş ile bir kaç gün sürerdi. Güreş, bir spordan çok daha fazlasıydı, zira şu anda bir otopark olarak kullanılan, İstanbul'daki Süleymaniye Külliyesi'nin çok büyük güreş alanıyla, görüldüğü gibi dini öneme sahipti: Eskilerin karşısına yenilerini çıkarmak her zaman kural olmuştur. Gelin için başlık parası mısır veya sığırla ödenirdi. Gelin evlendikten sonra bir yıl boyunca peçe takardı:
Bu belki de düğünden iki ya da üç gün sonra gelin ve damadın bir yıl boyunca ayrı kaldığı Sibirya'da uygulanan adetlerin bir yansımasıydı.
Sayfa 56 - Babil kıtap 1997