Bu gün Müslümanların yaşadığı ülkelerde siyaset yapanlara yahut yapılan siyasete yorum getirenlere bakınız. Batı'nın getirdiği şemaların dışında olayları gözleyebilenlerin sayısı acaba kaç kişiyi bulur? Durum elbette geçiştirebilecek gibi değil. Çünkü Batı' nın tuttuğu aynadan kendini ve dünyayı seyretmenin doğurduğu bariz pratik neticeler var. En başta kendine güven duygusunun yitirilmesi, buna bağlı olarak aşağılık duygusuna kapılınması, bu tür siyasetçileri kölece davranışlara sürüklemektedir.
Günümüzde, dünyayı Batı'nın tuttuğu aynadan seyretmek öylesine doğal bir hal diye düşünülüyor ki, çoğumuza başka perspektiflerin olabileceğini hayal etmek bile zor geliyor.
Bugün çoğu Müslüman kendi tarihini, hatta dinini bile Batı'nın tuttuğu aynadan seyrediyor. Batı'nın tuttuğu aynanın her şeyi "nesnel" olarak yansıtacağı hususundaki kör inanç, Müslümanları bu aynaya bakıp da kendini "barbar" olarak gören, böylece Müslüman olduğundan utanç duyan insanlar haline getirmiştir.
"Little big man" Filmin bir sahnesi çarpıcıydı. Beyaz adamların yanında Kızılderililere karşı savaşa katılmış zencileri gören Kızılderili kabile reisi, yanındakine, zencileri göstererek: "Anlamıyorum şu kara beyaz adamı" der, "bize karşı beyaz adam savaşıyor, peki kara beyaz adama ne oluyor, o ne istiyor?"
.
.
.
... Kölelik olayını henüz bilmeyen Kızılderili, kölenin efendisi nezdinde, daha doğru ifadesiyle efendisinin silahı olarak savaşa sürüldüğünü bilmemekte, kara adam'ı özgür irade sahibi bir insan olarak düşünmekte, bu yüzden de masum bir taaccübe kapılmaktadır.
Düşün bakalım televizyon karşısında muhallebi gibi gevşemiş bir Müslümanda değil cihat etmek, acaba kalkıp bir farzı ifa edecek kuvvet ve istek kalmış mıdır?