"Kur'an, Allah'in vahyinin yazılı hâlidir. Cebrail tarafından Muhammed'e dikte edilmiştir ve her harfiyle mükemmeldir.Kendisine ve Allah'in elçisi Muhammed'e şahitlik eden, süregelen bir mucizedir.
Kudüs, sıradan bir şehir değildir. O, üç büyük dünya dininin vazgeçilmez mukaddesleri arasinda olan benzersiz bir sehirdir.
Herkese eşit derecede açık, özgür bir Kudüs'ü kim garanti edebilir? Teoride ve pratikte bunu yapabilecek olan sadece Müslümanlardir.
Teoride böyledir; cünkü sadece Islam Musa'yı (as), İsa'ya (as).incil ve Tevrat'ı kabul eder. Diger taraftan Hristiyanlar ve Yahudiler Hz. Muhammed (sas) ve Kur'an'ı kabul etmezler. Bu hakikat, bu meselede Müslümanlar için üstünlük unsurudur.
Pratikte de böyledir; çünkü Kudüs, islam cografyasindadir. Kudüs'teki her türlü gayrı islami idare, varlığını ancak güç kullanarak devam ettirilebilecek gayri tabii bir durum ortaya çikaracaktir ve bir gerilim atmosferi hiçbir zaman özgürlük atmosferi olusturmayacaktir. Tarih, bu yaklaşımların doğruluğunu açik bir sekilde teyit etmektedir.
islam idaresi altında Kudüs, her zaman her üç din için özgür bir sehir oldu. Özgürlüklerin kısıtlanması durumu, Müslümanlarin iktidarda olmadığı dönemlerle çakişmaktadir. Bu,iki defa meydana gelmistir. İlki Kudüs Harçlıların eline geçtiginde (1099-1187); ikincisi de içinde bulundugumuz dönemde, Kudus Israil'in elindeyken.