Bozkırın ayazı, ateş başında anlatılan destanlar ve gök yeleli bir Bozkurt…
Hasan Erimez’in kaleminden çıkan Bozkurt Destanı, yalnızca bir kahramanlık hikâyesi değil;
Türk milletinin yeniden doğuşunu, özgürlük tutkusunu ve köklerinden aldığı gücü anlatan çok etkileyici bir eserdi.
Kitabı okurken kendimi adeta eski Türk obalarının içinde hissettim.
Çadırlarda anlatılan hikâyeler, sert geçen kış geceleri, atların nal sesleri ve Bozkurt’un gizemli uluması atmosferi o kadar güçlü yansıtılmış ki sayfalar gözümde canlandı.
Uraz’ın yaşadığı büyük kayıp, yalnızlığı ve ardından dişi Bozkurt’un rehberliğinde yeniden ayağa kalkışı oldukça etkileyiciydi.
Özellikle “bir millet köklerini unutmadığı sürece yeniden doğabilir” hissini çok güçlü verdi bana.
Selçuk Ören’in çizimleri de kitabın ruhunu mükemmel tamamlamış.
Bozkırın sertliği, ateşin sıcaklığı ve Bozkurt’un heybeti görsellerle çok başarılı aktarılmış.
Türk destanlarına ilgi duyan, çocuklarına kültürel değerleri anlatan akıcı ve anlamlı kitaplar okutmak isteyen herkesin mutlaka şans vermesi gereken bir eser olduğunu düşünüyorum.
“Bozkurt biz Türkler için kutludur; çünkü özgürlüğün, dirilişin ve cesaretin sembolüdür.”