Sen daha ileriye gitmek için önüne çıkacak bir “fırsat”ı değerlendirmeye bakıyorsun.
Diyelim bir savcı yardımcısısın, yurttaşı ya da yasaları korumak umurunda bile değil; seni ilgilendiren tek şey okkalı bir “dava” yakalayıp, bir an önce başsavcılığa atanmaktır.
İnsanların bedenlerini gergin tuttukları, aşktan ve sevinçten uzak kaldıkları için çeşitli çılgınlıklar yaptıklarını, rastgele şeylerden sızlandıklarını yirmi iki yıl boyunca yineleyip durdum.
Nietzsche’nin “üstinsan"ına yükselmekle Hitler’in “altinsan”ına inmek arasında bir seçim yapma hakkın vardı. Sen “Yaşasın!” diye bağırdın ve “altinsan"ı seçtin.
Mutluluğa sahip olmak için çalışmalı, ona layık olunmalıdır; mutluluk gökten yağmaz, kazanılır. Oysa sen sadece kendi mutluluğunu kemirmeyi düşlüyorsun; işte bu nedenle o senden kaçıyor ve kendisini kemirmeni istemiyor.