"Akhilleus olmadan yatak hem buz gibi hem de çok büyüktü. Kulağıma hiç ses gelmiyor, bu durgunluk da beni korkutuyordu -Mezar gibi. O olmadan böyle olacak işte. Her gün böyle olacak- Göğsümde bir çığlığı andıran delice bir sıkışma hissettim. -Her gün onsuz geçecek-"
"Gerçekten de Akhilleus'u tanımayacağımı mı zannetmişti? Onu yalnızca dokunarak, yalnızca koklayarak bile tanırdım; kör olsam bile nefeslerinden, ayaklarının yere vuruşundan tanırdım. Ölmüş olsam bile, dünyanın sonu gelmiş olsa bile tanırdım onu."
Gözlerini açtı. "Mutlu olan bir kahraman söyle bana."
...
"Söyleyemezsin."
"Söyleyemem."
"Biliyorum.Hem ünlü hem de mutlu olmana asla izin vermezler."
"Sana bir sır vereceğim."
"Söyle."
"Hem ünlü hem de mutlu ilk kahraman ben olacağım." Elimi tuttu, "Yemin et"
"Niye ben yemin ediyorum?"
"Sebep sensin de ondan.Yemin et."