Çıldırıyorum. Bu kitabı sürekli bir yerlerden duymuştum. Nereden, kimden olduğunu bilmiyorum ama üzerinden bayağı bir zaman geçti. Aklımda beğenilen bir roman olarak kalmıştı, yeniden denk gelince okuyayım dedim.
Hoş bir aşk hikayesi okuyacağımı sanıyordum niyeyse. Kitabın başında da bunun emareleri vardı. Böyle şiirli, romantik, duygulu bir hikayeymiş gibi. Ama öyle olmadı. Hiç bana göre bir kitap değilmiş. Bir aşk romanı bence hiç değil. İbretlik yazılmışsa onu bilemem, hani bu Piraye, Piraye gibi olmayın demek içinse belki daha kabul edilebilir olur.
Kitabın dilinin basitliğiyle ilgili yorumlar okudum. Evet, basit bir dille yazılmış. Basit bir dille daha karmaşık duyguları aktarabilirsiniz bence ama her yerde olunca biraz yavan kaldığı da doğru. Yine de hikaye her şeydir diyerek devam ettim ama yok, bir şey hissedemedim. Sadece anlam veremedim bazı şeylere, gittikçe artan bir rahatsızlık yarattı bende kitap.
Klişe yerli dizilere benzetildiği yorumlara da katılıyorum maalesef.
SPOILER ÖNCESİ SON ÇIKIŞ
Piraye'ye sırayla aşık olan birkaç erkek var, hepsi de yakışıklı. Kızımız da güzel. Hatta herkes güzel. CW dizisi gibi.
Arif ve Ömer'i sahiplenmeler, kıskançlıklar ve ciddileşme yüzünden reddeden Piraye, ne hikmetse kendinden yaşça büyük, yaşam tarzını Piraye'nin küçümsediği, zengin bir ağa oğlu olan Haşim'e gelince diğerlerinde kırmızı çizgi olarak saydığı her şeyi unutuyor. Halbuki o da aynı 'yanlışları' yapıyor ama Piraye çok rahat bu uyarı işaretlerini görmezden gelebiliyor.
Ömer ve Arif'in davranışlarında en azından bir sevgi olduğu ortada. Böyle olup da ikisini reddedince daha epik bir aşk gelecek herhalde dedim ama Piraye'nin Haşim'le olan aşkı bu ikisinden de kuru, ne aşkın ne romantizmin hissedildiği, bir nevi evlenme maratonuna dönüşmüş, sıkıcı bir şey