Fatma Bayram'la olan düşünce benzerliklerimiz beni onu her dinlediğimde/okuduğumda şaşırtmaya devam ediyor. Düğümlerimiz Fatma Bayram çoğunlukla çok benziyor ve aslında o bunlara nasıl yaklaştığını, çözemese bile, bakış açısını ne yönde değiştirdiğini anlatıyor satır aralarında. O kadar anlaşılmış ve gerçek anlamda benzerliklerle bağ kurmuş hissediyorum ki okurken, onunla her irtibat kurduğumda üzerimden yük kalkmış hissediyorum. Sanırım onu bu kadar sevmemin sebebi de bu. Misal, daha dün akşam üzerine düşündüğüm bir şeyle az önce 15 dakika kitabındaki okuduğum satırlarda rastlaştık ve şaşkınlıktan bir süre kitabı elimden bıraktım. Bir dostumla halleşiyormuşçasına bir bağlılık ve güven hissiyle okuyorum yazılarını. Çok tanıdık.
İşte o yerinden kalkıp aç karnına bakmadan kararlılıkla iyiliğe atılan adımlar var ya, yıllardır yeri geldikçe hep gözümün önüne gelir. "Bana ne" demedi "benim derdim bana yetiyor" demedi. "Şu kızlara yardım etsem 3 5 kuruş alır mıyım" diye düşünmedi. Gayet doğal bir iş olarak gördü yaptığını. Birine iyilik etmek için önce kendisinin iyi durumda olması gerektiğini düşünmedi. Sonra ne oldu, hepiniz biliyorsunuz. O sonu düşündükçe kendime şunu hatırlatır dururum. Yüce Mevla bazen sana göndereceği iyiliği başkalarına yapacağın iyiliğin arkasına saklar. Ama sen yine de bunu dahi aklına getirmeden yap yapacağını.