Denedim çelenk yapmayı, yalnızlığın cenazesi için.
Dillendirilmemiş büyük bir mağduriyet var hikâyemde.
Kendimce büyük oynadım: yaklaşık bir kalp yarıçapı kadar.
Bir atmaca üfledi enseme;
Sırtım olduğu gibi kanat.
Tüylerimden söküyorum kaburgalarımı ,
Artık insandan farklı bir formdayım.
Daha üstün değil ama , daha yeni olur belki
Her akşamüzeri güneş, kızıl dalgalanmalarla saklanıyor sulara.
Bu neyin utancı böyle, derin sulara gömülecek kadar?...
İşte ayrılanların gözleri insana böyle bakar.
Kızıl gözlerimizle acının çıplak alevini giydirebiliriz.
Biraz tüy ,biraz yanık ,biraz derin,
biraz yansımalı,bu sırta yüklenmiş kemiksiz acı
Kefareti olmasa da merhemi olur belki
Hiç eksik etmedim sırtından aynalarımı.
İki kişi ,kıpkızıl ve dalga dalga gözlerle.
Bir cenaze töreni hazırladılar yalnızlık için.
Belli ki bir şeyler yanlış gitti ,
belki çapları eksik hesapladılar
Ve bana bu büyük acıyı bıraktılar...
İki kişi yüz yüze ve sırtları aynaya dönük
Ki bu suya batmak ,ölümden daha derin.
Bu derin sulara göm merhemini güneş.
Ben kefaret uçurumunda süzülürken...
Çünkü unutma ki: