Geceleri yatağa uzanır ama uyuyamazdım. Nefret edecek bir sürü şey gelirdi aklıma, ama sonunda yine kendimden nefret ederdim. Geceleri çok düşünmekten gündüzleri başım ağrırdı. Ekinleri biçmeye gücüm kalmazdı. Neyse ki Fengxia vardı. Sık sık yanıma gelir, elimden çekiştirip sorardı: "Baba, bir masanın dört köşesi vardır. Peki, bir köşesini kesersek kaç köşesi kalır?"
Fengxia'nın bunu nereden öğrendiğini bilmiyordum, fakat üç köşesi kalır diye yanıtladığımda ağzı kulaklarına varıncaya kadar güldü ve "Yanlış! Beş köşesi kalır," dedi. Onu duyunca ben de gülmek istedim ama gülemedim.