• Şimdi bir meraklısı alıp da, o yıllarda İngiliz basınında neler yazıldığına göz atarsa Türkiye ile ilgili, çok enteresan bir şey yakalıyor.

    Hulki Cevizoğlu- Nedir o?

    Attilâ İlhan- Bakın, 7 Eylül 1923'de The Economist Gazetesi'nde ne yazıyor, dergisinde: "Türkiye en kısa sürede ekonomisini yeniden kurmak ve ekonomik faaliyetlerini canlandırmak zorundadır. Fakat bunu yabancı sermaye ve teknolojinin yardımı olmaksızın gerçekleştirebilmesi olanak dışıdır. Türk ulusu bir yandan ülkede yabancı çıkarların katı bir kesinlikle Türkiye'nin ulusal egemenliğine bağımlı kılınması, diğer yandan hızlı bir ekonomik kalkınma hamlesinin gerçekleştirilmesini isterken, bu iki isteğin çeliştiğini kimse düşünmüyor."
    11 Nisan 1925'te aynı The Economist bakın ne yapıyor:
    "Yabancı sermaye sorunu, kendilerini, kısırdöngü içinde bulunan Türk liderlerini düşündürmektedir. Bağımsızlığını ve Türklerin deyişiyle ulusal bütünlüğünü koruması için ülkenin zengin doğal kaynaklarının bir an önce geliştirilmesi zorunludur. Bu ise ancak yabancıların yönetsel katkısı ve malî desteği ile gerçekleşebilir."

    Hulki Cevizoğlu- Yönetsel katkısı. TÜRK AYDINLARININ
    DRAMI - ENTELEKTÜEL SEFALET!
    Attilâ İlhan- Evet. "özellikle büyük dış borç altına girilmesi ya da yabancılara geniş ayrıcalıklar tanıyan bir politika uygulanması hızlı bir üretim artışı sağlayabilir. Ancak, her şeyden önce -burası çok önemli bakın- Cumhuriyet yönetiminin mutlu yalnızlık ve mutlak bağımsızlık tutkularından vazgeçmesi gerekmektedir."
    Çok açık söylüyorlar gene, hiçbir şey saklamıyorlar. Ve bu lâflar edilirken Türkiye'de Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kurulur ve serbest dış, yabancı sermaye imkânlarını hazırlamak istemektedir. Ve bakın, onlar bu baskıyı yapacakları sırada ne olur aynı zamanda? Nasturiler'in isyanı başlar Hakkari'de, Şeyh Sait isyanı da başlar Irak'ta. Oradan onlar bastırırlar, bunlar buradan bastırırlar.
    Birdenbire  Türk  aydınları,  politikacıların  bir  kısmı  yabancı sermayenin Türkiye'deki savunucuları hâline gelmiş olurlar.
    İşte bizim savunmada, maarifte...
    Hulki Cevizoğlu- Ekonomide...

    Attilâ İlhan- Ve ekonomide ne yapıp yapıp mutlaka millî olmamız gerektiğinde ısrarımın sebebi bu, geride yatan bu. Çünkü bakın, ne kadar aç ve açık söylüyorlar. Hem yöneteceğiz diyorlar, hem de biz sermayemizle gireceğiz diyorlar, "siz bunu zaten yapamazsınız" diye bir ön yargıları da var üstelik. Halbuki biz bunların hepsini yaptık, biz uçak da yaptık, her şeyi de yaptık bu memlekette. Yapabiliyoruz. İşçimizin çok iyi olduğu da meselâ dışarıda çalışan işçilerimizin gösterdikleri performanstan meydana çıkıyor. Sonra iş adamlarımız da son derece başarılılar. Almanya'nın yarısı Türk şimdi iş adamlarının ve endişeleniliyor. Niçin endişeleniliyor? Şundan endişeleniyor: Biliyorsunuz, Museviler'in Hitler öncesi Almanya'daki durumları bizim Türkler'inkine çok benziyordu; orada azınlıktaydılar, fakat ekonomiye hâkim olmaya başlamışlardı.