Atilla

Derinlik sarhoşluğu dedikleri şeyi yaşıyorum sanki şu an. Suyun altında nefes almaya çalışıyorum çaresizce. Önce başın döner, sonra gözlerin kararır ve ardından bilincini yitirirsin. İşler bir kere kötüye gitmeye başlayınca durduramazsın. Ardı arkası kesilmez. Dibe battıkça batarsın. Bir noktadan sonra her şeyin normale dönmesi için değil de işlerin bundan daha kötüye gitmemesi için dua edersin. İşte ben de tam o noktadayım.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
İnsan yeri gelir kendi gölgesinden bile kurtulur da vicdanından kurtulamaz.
Bir babanın sessizliği, yıkılmaz duvarları olan bir kale gibidir. Güven verir insana.
İnsanlar birbirlerine yardım etmeyi çoktan bırakmış. Herkesin tek derdi vicdanını rahatlatmak. Sokakta mendil satan çocuğa para vermek bile zor gelir, onun yerine sosyal medyada mendil satan çocuğun fotoğrafını paylaşmak yeter onlara. Bi' insanın neye ihtiyacı olduğunu bilmeden ona nasıl yardım edebilirsin ki? Birbirimizi kandır­mayalım. Kimse kimsenin umrunda bile diyil.
İlla bağıra çağıra haykırmak mı gerekir sevdiğini? Gösterişli hediyelerle ya da şaşalı cümlelerle süslemek mi gerekir sevgiyi? Ne gözlerine bakıp söyleyebilirim ne de pazarlayabilirim ben sevgimi.