Hiçbir hayvan, bir diğerine sadece işkence etmiş olmak amacıyla işkence etmez ama insan yapar bunu. Ve işte onun karakterindeki safi hayvani olandan çok daha kötü olan şeytani özelliği de bu oluşturur.
burak aksak, ülkedeki acayip kalemlerden biri. nasıl bir kafa, mezarlıkta geçen bir sahneyi komik yazabilir? veya kendi baba özlemini yazdığı bir sahnede okuyucuyu güldürebilir? bunların hepsi benim abartmam olabilir lakin aklım almıyor bunları.
bir tebrik de alper atakan'a lazım. adam o kadar diziyle bütünleşen müzikler yapmış ki, okuduğum hemen her sahnede ilgili fon müziği beynimde çalıyordu.
kitapla ilgili en çok canımı sıkan şey argo diliydi. leyla ile mecnun kendi argo lugatını oluşturmuş bir iş iken, çoğu yerde "hass*ktir" gibi bir küfür görmek beni sıktı. sorun "hass*ktir"in kendisi değil, senin bir ton tabirin var arkadaş, hass*ktir ne. hani tuvalet terliği? hani ıslak duş perdesi? hani kulpu kırık çaydanlık? bir diğer gözüme çarpan negatif, karakter dağılımıydı. çoğu insana leyla ve mecnun'u görmek yeter sanırım ancak ben, yavuz ve zeynep'i de daha sık görmek isterdim. tabi herkesi bol bol gösterse kitap 500 sayfa olurdu orası da var.
sonuç olarak toparlamak gerekirse, leyla ile mecnun'u izlemiş, beğenmiş, bir daha izlemiş bir daha beğenmiş ve bunu muhtelif kereler tekrar etmiş bir insansanız, bu kitabı okuyun, okutun. bu arada, diziyi izledikten bir süre sonra kitabı okuduğunuzda eski bir dostu görmüş gibi falan olmuyosunuz. baya diziyi izlemeye devam ediyomuş gibi oluyosunuz. nen öyle oldum en azından. bi'de, ölmeye hazır olduğunuz bi zamanda okuyun, finalde bi küçük ölüyosunuz çünkü.
Leyla ile MecnunBurak Aksak · Küsurat Yayınları · 201817,6bin okunma