Yunus Emre diyor ki; "Hoştur bana senden gelen Ya gonca gül yahut diken Ya hil'atu yahut kefen Kahrın da hoş lütfun da hoş Gelse celalinden cefa Yahut cemalinden vefa İkisi de cana sefa Kahrında hoş lütfunda hoş..."
Sayfa 210·Kitabı okuyor
Hoştur bana senden gelen, Ya hil'atu yahut kefen. Ya gonca gül yahut diken, Kahrın da hoş,lütfun da hoş!
Sayfa 27 - DİB·Kitabı okuyor
Reklam
Coğrafya, Osmanlılarda, Matematik Coğrafya olarak başlamıştır. Ali Kuşçu (v.1474), F. Şirvânî (v.1486), Mirim Çelebi (v.1525) ilk Osmanlı coğrafyacıları olup çeşitli eserler vermişlerdir. Osmanlılar, Deniz Coğrafyası'nda dünyanın en ilerisiydi. Büyük coğrafya âlimlerinden Piri Reis'in (1470-1554) Kitab-1 Bahriye'siyle haritacılıkta büyük gelişmeler olmuştur. Seydi Ali Reis (v. 1562) uzun seyahatinde gördüklerini Mir'atü-l Memalik adlı kitabında anlatır.
"Hoştur bana senden gelen Ya gonca gül yahut diken Ya hil'atü yahut kefen Kahrında hoş, lütfunda hoş..." Allah Yunus'un gönlünü versin bize. Ha demeden hayrân olsu; gayrı her dem şâdân olsun. Hoş bağ ile bostân olsun; dertlilere derman olsun. Bir de taşıp Umman olsun; her hikmete Lokmân olsun.
Sayfa 66·Kitabı okudu
Alıntı
Bir grup, Hz. Peygamber'in vefatıyla beraber ilahi bilgi akışının artık kesildiğine, gerekli olan her şeyin Kitap içinde kaydedildiğine, dolayısıyla bundan sonra dini bilgi üretme adına yapılabilecek tek şeyin Kitap'ı yorumlamak olduğuna kanaat getirdi. Bu anlayış kısa sürede siyasal gücü ve sayısal çoğunluğu ele geçirdiğinden "Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat" adını aldı. Diğer bir anlayış, kutsal olanla irtibatın kesilmediğini, aksine Velayet ve İmamet formunda devam ettiğini, Kitap'la şeriatın temelleri atılmış olsa da onun gerçek anlamına ancak sahip oldukları özel bilgi ile İmamların nüfuz edebileceğini iddia ediyordu. Bu imamlar Hz. Ali ile başladığından bu gruba da "Şi'atü'l-Ali" dendi. İşte Aleviler doktrin bakımından bu ikinci ekole mensuptur.
Alıntı
"Hoştur bana senden gelen Ya gonca gül yahut diken Ya hil'atu yahut kefen Kahrın da hoş lütfun da hoş "
Reklam
Reklam