Coğrafya, Osmanlılarda, Matematik Coğrafya olarak başlamıştır. Ali Kuşçu (v.1474), F. Şirvânî (v.1486), Mirim Çelebi (v.1525) ilk Osmanlı coğrafyacıları olup çeşitli eserler vermişlerdir.
Osmanlılar, Deniz Coğrafyası'nda dünyanın en ilerisiydi.
Büyük coğrafya âlimlerinden Piri Reis'in (1470-1554) Kitab-1
Bahriye'siyle haritacılıkta büyük gelişmeler olmuştur. Seydi Ali
Reis (v. 1562) uzun seyahatinde gördüklerini Mir'atü-l Memalik adlı kitabında anlatır.
"Hoştur bana senden gelen
Ya gonca gül yahut diken
Ya hil'atü yahut kefen
Kahrında hoş, lütfunda hoş..."
Allah Yunus'un gönlünü versin bize. Ha demeden hayrân olsu; gayrı her dem şâdân olsun. Hoş bağ ile bostân olsun; dertlilere derman olsun. Bir de taşıp Umman olsun; her hikmete Lokmân olsun.
Bir grup, Hz. Peygamber'in vefatıyla beraber ilahi bilgi akışının artık kesildiğine, gerekli olan her şeyin Kitap içinde kaydedildiğine, dolayısıyla bundan sonra dini bilgi üretme adına yapılabilecek tek şeyin Kitap'ı yorumlamak olduğuna kanaat getirdi. Bu anlayış kısa sürede siyasal gücü ve sayısal çoğunluğu ele geçirdiğinden "Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat" adını aldı. Diğer bir anlayış, kutsal olanla irtibatın kesilmediğini, aksine Velayet ve İmamet formunda devam ettiğini, Kitap'la şeriatın temelleri atılmış olsa da onun gerçek anlamına ancak sahip oldukları özel bilgi ile İmamların nüfuz edebileceğini iddia ediyordu. Bu imamlar Hz. Ali ile başladığından bu gruba da "Şi'atü'l-Ali" dendi. İşte Aleviler doktrin bakımından bu ikinci ekole mensuptur.