Ümit Çetin

Ümit Çetin
Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir. -Şems-
Danışmanlık Hizmetleri
Lisans - İşletme Fakültesi
İzmir
İzmir, 1970
13 okur puanı
Temmuz 2020 tarihinde katıldı
Minarelerden ezan sesi yükseliyordu. Mustafa Kemal, Belkahve’deydi. İzmir’i seyrediyordu. İşgal edildiği gün, bir ulusun kurtuluş savaşını başlatan, işgali sona erdiği gün, o ulusun kurtuluş savaşını sonlandıran, dünyada bu özelliğe sahip ilk ve tek şehir, İzmir’i seyrediyordu. Nif’te, kendisi için hazırlanan bağ evine gitti. Taştan, tek kat, penceresiz, gaz lambasının cılız ışığıyla aydınlanan, buram buram Ege kokan bir bağ eviydi. Yorgundu. Yemek getirdiler, yemedi. Sigara çıkardı. Kahve istedi. “Biliyor musun İsmet” dedi… “Bir rüya görmüş gibiyim.” Karasabanla başlayan, Üç yıl üç ay 22 gün süren, Mucizeyle biten bir rüya. Çiçekler açıyordu İzmir’in dağlarında.
Sayfa 445 - Sia Yayınevi·Kitabı okudu
Tarih
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
İSTİKLAL MADALYASI VERİLEN İLK ve TEK YABANCI
Balkan Savaşları’ndan sonra Osmanlı’yla Alman İmparatorluğu arasında anlaşma imzalanmıştı, bu anlaşma çerçevesinde Osmanlı ordusunu yönetmek ve ıslah etmek (!) üzere, Alman subayları görevlendirilmişti. Liman von Sanders’in komutanlığında, 23 general, 10 amiral, 800 civarında subay gelmişti. Birinci ordu komutanı, genelkurmay birinci başkanı, genelkurmay harekat başkanı, donanma komutanı, teyyare bölükleri komutanı, kolordu komutanları, hep Alman’dı. İstanbul işgal edilince, Alman askeri misyonunun görevine son verilmiş, Liman von Sanders başta olmak üzere, Alman general ve amiraller ülkelerine geri dönmüştü. Ancak, yukarıdaki örnekte de görüldüğü gibi, bazı Alman subayları bunu reddetmiş, üniformalarını çıkarmış ve gönüllü olarak Kuvayı Milliye saflarına katılmışlardı. Bizi terk etmeyen Almanlar olduğu gibi, Alman askeri misyonunda görev almadığı halde bize katılan Almanlar olmuştu. Hans Tröbst… Alman ordusunda yüzbaşıydı. Mustafa Kemal’e hayrandı. Alman İmparatorluğu’nun ağır yenilgiye uğraması ve bu yenilgi neticesinde utandırıcı şartlarda anlaşmalar imzalamak zorunda kalması, Alman subaylarının onurunu kırıyordu. Koskoca imparatorluklar teslim olurken, Mustafa Kemal liderliğindeki bir avuç Kuvayı Milliye’nin bağımsızlık direnişi, Hans Tröbst’ü yürekten etkiliyordu. Tek başına İstanbul’a geldi. Gemiyle İnebolu’ya geçti. Casus mu acaba diye bütün evrakları didik didik edildi. Sorguya çekildi. Beş hafta boyunca İnebolu’da bekledi. O arada hastalandı, askeri hastanede yattı. Beş hafta sonra izin çıktı. Casus olmadığına, özgürlük mücadelesine gönül veren bir dost olduğuna ikna olmuşlardı, Ankara’ya gidebilirsin dediler. Bir katır kervanına katıldı. İki günlük seyahat sonrasında Kastamonu’ya vardı. Kastamonu’daki bölge komutanı Muhittin paşa çağırdı. “Türk ordusuna
Sayfa 249 - Sia Yayınevi·Kitabı okudu
Tarih
Yıldız Sarayı’ndaki Vahdettin ise hâlâ istifini bozmuyordu. “Bir millet var, koyun sürüsü… Bu sürüye bir çoban lazım, o da benim”, diyordu!
Sayfa 195 - Sia Yayınevi·Kitabı okudu
Deprem
18 Kasım 1919… Felaket üstüne felaket geldi. Soma’da deprem oldu. Yedi büyüklüğündeydi. Bu topraklarda son 150 yıldır yaşanan en şiddetli depremdi. Kara kışın ortası, geceyarısıydı. Bütün Ege sallandı, herkes uykuda yakalandı. Özellikle köylerde çok ağır hasar vardı. İzmir’den Balıkesir’e kadar yıkım oldu. Üç bin civarında insanımız hayatını kaybetti. 10 binden fazla insan evsiz kaldı. Tarihimiz boyunca en az bilgi sahibi olduğumuz deprem, bu depremdir... Resmi olarak hasar tespiti bile yapılamadı. İşgal ortamında kimsenin kimseye yardım edecek hali yoktu.
Sayfa 149 - Sia Yayınevi·Kitabı okudu
Tarih
• Zeybek kavramı, Selçuklu’dan beri vardı. Selçuklu Devleti’nin Bizans ve Moğol saldırılarına karşı, sınırlarını korumak için oluşturduğu askeri birimin adıydı. Uç beylerinin sınır muhafızlarıydı. • Efe ise, büyük erkek kardeşe saygı ifadesiydi. Ege bölgesinde, yerel ağızda “ağabey” manasında kullanılıyordu.
Sayfa 75 - Sia Yayınevi·Kitabı okudu