UYARI: Kitapla ilgili ipuçları içermektedir.
Edebiyat dünyasının en gizemli yazarlarından olan Süskind, Türkçeye “Koku” olarak çevrilen Das Parfum adlı romanını 1985 yılında yayımlamıştır. Roman,
İnsan, varlığını doğanın ortasında kaybetmemek için mekâna, delirmemek için zamana, kimliğini düşünmemek için ise başkasına ihtiyaç duyardı. Bu gezegende yaşayan her ölümlünün, saklanacağı bir eve ihtiyacı vardı. ... Botter Apartmanı'nın temeli canlıydı. Yüzlerce böcek, solucan, mantar sanki toprağı deşiyor; temellerinin arasında cirit atıyor; demirlere, tuğlalara tutunuyordu. Yüz on yıldır binaya sığınmış insanların günahları yapış yapış eriyikler gibi tavanlardan damlayarak temele sızıyor, katran gölcükleri oluşturuyordu. Ağır koku bu nedenle olmalıydı.
"Dünya, felaketlerin tekrarı üzerine kuruludur.” demişti Mevlevi. Sonra, "An'da hissedilen acılar, geçmişin tekrarından başka bir şey değildir. Ne hücrelerimizdeki acıyı yok edebiliriz ne de kederi... Onları ancak fark edip görürsek hafifletebiliriz ama yine de yok edemeyiz. Şimdi hissedilenler, birileri tarafından yüzyıl önce de hissedildiler. Onlarca asır önce de... Zaman, deli bir pervane gibi etrafımızda dönüp dururken geçmişten gelen bilgiyi de taşır. İnsanın iradesi ancak düğümleri görüp kabul etmeye yeter. Olmuş olanı yok etmeye değil.” demişti. O hâlde kaç neslin bilgisi akmıştır hücrelerimize kim bilir. Kaç kuşağın gözyaşı, mutluluğu, acısı…