“Aristoteles söze bilgeliğin kaynağının şüphe olduğunu söyleyerek başlar; Descartes bu düşünceyi daha da ileri götürür. Böylece her ikisi de bana söylediklerinin tek kelimesine bile inanmamayı öğretmiştir. Bilhassa aynı Descartes, şüphe eder gibi yaptıktan sonra, hiçbir şekilde anlamadığı şeylerden öylesine kesin bir dille bahseder; fizik konusunda feci şekilde yanılıyorken bile olgularını o denli emin bir tavırla aktarır; öyle hayalî bir dünya kurar; burgaçlarıyla ve üç elementiyle öyle olağanüstü derecede gülünçleşir ki, kendisi cisimler hakkında beni bu denli yanılttıktan sonra, onun ruh üzerine söylediği her şeyden kuşku duymam gerekir.”
Sayfa 4 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, lX. Basım·Kitabı okudu
“Saygıdeğer Başrahip (Abbé Pluche) Saygıdeğer Şövalye’ye (Isaac Newton) yıldızların yeryüzü için, yeryüzü ile hayvanların ise insanoğlu için yaratılmış olduğunu söylüyor. Fakat minik yerküremiz diğer gezegenlerle birlikte Güneş’in etrafında döndüğüne; yıldızların düzenli ve orantılı hareketleri insanlar olmadan da sonsuza dek sürüp gidebileceğine; ufak gezegenimizde benzerlerimden çok daha fazla hayvan olduğuna göre, bana kalırsa Saygıdeğer Başrahip her şeyin kendisi için yaratıldığını söyleyerek böbürleniyor ve haddinden fazla izzetinefis sergiliyor. Ben insanoğlunun, savunmasızken daima hayvanlara yem olduğunu, öldükten sonra da yine hepsine yem olduğunu gördüm. Bu yüzden Saygıdeğer Başrahip ile Saygıdeğer Şövalye’nin doğanın kralları olmalarını anlamakta güçlük çekiyorum. Kral olmak şöyle dursun, sonsuzluğun ortasında tek bir noktaya sıkışmış, etrafımı saran her şeyin kölesi olan ben, işe kendi kendimi aramakla başlıyorum.”
Sayfa 2 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, lX. Basım·Kitabı okudu
“Sen kimsin? Nereden geliyorsun? Ne yapıyorsun? Ne olacaksın? Bu, evrendeki bütün canlılara sorulması gereken; fakat hiçbirinin cevap veremediği bir sorudur.”
Sayfa 1 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, lX. Basım·Kitabı okudu
“İnsan bukalemundur; doğasının yasası gereği barındığı yerin rengine bürünür. Çevresindeki etkiler tercihlerini, sakındıklarını, siyasi görüşlerini, beğenilerini, ahlakını, inancını yaratır. Bunların hiçbirini kendisi yaratmaz. O yarattığını sanır ama aslında meseleyi derinden incelememiştir.”