Ruhum gizli bir orkestra; bilemediğim çalgılar çalınıyor, kemanlar ve arplar, kudümler ve davullar içimde yankılanıyor. Kendime ancak bir senfoni diyebilirim.* :’)
Kafamın içinde haykırmak geliyor içimden. Keşke durdurabilsem, ezebilsem, parçalayabilsem şu imkansız plağı başımda, aklımın efendisi gibi bağıran dokunulmaz celladı. Keşke emredebilsem ruhuma, dolu bir arabaymış gibi bensiz devam et, beni burada bırak, diyebilsem. Duymak zorunda olmak deli ediyor. Ve nihayetinde şu iğrenç derecede duyarlı beynim, incecik derim, hassas sinirlerimle, ben benim; belleğin emrindeki şu tiksinç piyanoda çalınan sonsuz gamlarda sürüklenen notalarım.
Bazen suyun berraklaşması için önce bulanması gerekiyor. Ben hep o bulanık suyun içindeydim. Dibi göremiyordum. Bulanık bir suyun içinde yüzmüşüm ömür boyu. Doğduğumdan beri bozuk görüyormuşum her şeyi, yanlış duyuyormuşum.