Osmanlı gibi çok kültürlü, çok dinli, çok dilli bir toplumdan hepsi birbirine benzeyen bir Türk ulusu yaratma çabası, böyle zorlamaları da beraber getiriyordu işte. Devlet bu yüzden Türk kimliği üzerinde bu kadar hassastı. Çünkü yine ağabeyimin deyimiyle, biz diğer mevcut uluslar gibi kendimize bir devlet yaratmamıştık. Yani tam olarak bir ulus-devlet değildi kurulan, devlet kendine bir ulus yaratmıştı. Yeni kurulan cumhuriyetimiz için daha çok, devlet-ulus denilebilirdi.
Burası dünya. Çok ıssızlaştı. Herkesin bir sınırı var. Ahenk bozulmadan, ateş sönmeden, şiir tükenmeden, son tel kopmadan, bekliyoruz.
Aşıklar kahvesi boş kaldı.