Hülya benim memleketimdi. Benim toprağım. Özlemesine özlüyordum ama çok kızgındım da köyüme. Bir Ben mi fazla geldim sana, bir beni mi doyuramadın deyip deyip kızıyor, kahrediyordum. Toprak kızılır mı deme, kime kızayım? Kime İsyan edeyim? Hülya da maşallah Eli maşalı çıktı. Seneler boyu içime attığım Öfkeyi kustum kızın üstüne. Onun da başka şeye öfkesi varmış belli ki, o da benden çıkarttı. Dar ettik birbirimize evi. Geçinmek istesek geçinirdik ama istemedik herhalde, ne bileyim. Ne kavgalar ne geçimsizlikler. Ikimizin de derde birbirimizle değildi. Başka bir şeyin kavgasını veriyorduk biz. Babalarımıza, kocalarımıza olan sinirimizi birbirimizden çıkarıyorduk.
Anaları hafife almayacaksın bu dünyada, bir anının evladı için yapamayacağı şey yoktur. Yol bilmez iz bilmez deme, evlat söz konusu oldu mu, her şeyin yolunu bulur insan nokta buldum da. Buldum Çiğdem'i.