Bana gelince; bir ölü gördüğümde, ölümü, bir gidiş anına benzetirim. Ceset ise üzerimizden çıkardığımız giysileri hatırlatır. İçimizden biri çekip gitmiş, hem de o benzersiz girecek giysisinin yanına almadan.
Ölümün uyku hali olduğunu sanmak da düşünen bir varlığa hiç yakışmıyor. Uykuya hiç benzemediğine göre, neden öyle olsun? Uykuyu uyku yapan sonunda insanın uyanmasıdır. Oysa bilindiği üzere şimdiye kadar ölümden uyanana rastlanmadı...
... bütün dünya hayal kurar: bizi birbirimizden ayıran şey, o hayalleri gerçekleştirecek gücümüzün ya da kendiliğinden gerçekleştiklerini görecek kadar şansımızın olup olmamasıdır.
Yaşamayı bilmeden yaşayan bizlere (benim ender benzerlerime ve bana), her şeyi reddetmekten başka hayat tarzı, dünyayı seyretmekten başka yazgı kalıyor muydu?