Kitabın ilk taslağını 2014 yılında İngilizce ödevi için hazırlamıştım. O zaman ismi 'Zihnimdeki Karmaşa' idi. Ancak o halinden bugünkü haline gelene kadar defalarca kez değişime uğradı ve sonunda 'Geleceğin dünyasında şizofreni olsaydınız, bu nasıl olurdu?' sorusuna yanıt veren bir romana dönüştü. Romanı ilk kez yazmayı bitirdiğimde 17 yaşındaydım. Totalde 900 sayfaydı ve kesinlikle bir sürü eksiği vardı. Tekrarlayan bir uğraşın içinde buldum kendimi ve 10'dan fazla kez düzenleme yapma ihtiyacı hissettim ancak yaşımın küçük olması dolayısıyla her geçen sene büyümenin verdiği olgunlukla geçmiş kalemimi sürekli eleştiriyordum.
Nihayet bittiğinde kusurlarıyla, eksiklikleriyle her şeye rağmen benim için gurur verici bir çalışma oldu nitekim ilk eserimin bilimkurgu türünde ütopik-distopik bir evrende geçmesi zorlu ama keyifli bir süreç oldu.
Herhangi bir kitabı okurken hep son sahnelerinden etkileniyor olduğumu fark ettim. Benim için uzun bir romanın son sayfasında her ne yazıyorsa o çok kıymetliydi. Bu nedenle etkileyici bir final yazmam gerekiyordu ve aslında beni uzun seneler boyu yazmaya teşvik eden de Gece Tutulması için seçtiğim o son sahneydi. Hiç kimseye anlatamadan o ana gelebilmek için kendi kendimin sırdaşı oldum. Bittiğinde ise evet bu oldu, dedim. Olduğunu biliyordum. Sevdiğim her şey orada, satırların arasındaydı çünkü. Hiçbir talep beklentisi olmaksızın inanarak söylediğim tek kelime buydu.
Elbette ki tüm bunlar benim fikrim. Okuyucu ile buluştuğunda ve neyin nasıl etki etki ettiğini gördüğümüzde asıl gerçek ortaya çıkacak.
Ancak yine de,
hayata karşı görünmez olanlar için
iyi ya da kötü olamayıp gri kalanlar için
farklı olup farklı gördüğümüz ve sonunda yapayalnız kaldığımız için
kısacası her şeyin anlamı için iyi ki...
Çünkü bu yolculuk tutunmak için