Ceza Ehliyetinin Kanonik Teorisi diye bir kavram geliştirdiler, bu kavram suçun günahkarın akli durumuyla ilişkili olduğu fikrine dayanıyordu.
Hukukçularsa daha sonra aynı temele dayanarak adaletin sadece bir soruşturma değil kişinin düşüncesini de ortaya çıkarabilecek bir araştırma gerektirdiği düşüncesi üzerine tartışacaklardı.
"Cumhuriyetlerde sadece toplumu yönetenlerin baskısına karşı savunmak değil, toplumun bir kısmını diğerinin adaletsizliğine karşı güvence altına almak da büyük önem taşır. Adalet her hükümetin yönelmesi gereken hedef olmalıdır, insanların bir araya gelerek belirledikleri hedef budur. Halklar, hep bu hedefe doğru çaba sarf etmiştir ve edecektir ta ki hedefe ulaşmayı başarıncaya ya da özgürlüklerini yitirinceye kadar."
Hızla akan bir nehrin ortasındayken gözlerimizi inatla nehir kıyısında hala görülebilen birkaç kalıntıya dikeriz oysa akıntı o sırada bizi kapıp götürmekte ve geri geri uçuruma doğru sürüklemektedir.
"Sosyal adalet'in, belirli bir içeriği bulunmayan boş bir kavram olduğunu kabul etmek yeterli değildir. Bu kavram, Büyük Toplum'u tahrip etme tehlikesi taşıyan kökleşmiş duyguları takviye eden güçlü bir büyü haline gelmiştir. "