İnsan yeryüzünde hükümranlığı ele geçirmişse de, iyi bir hükümdar olduğu söylenemez. Ne var ki, uyanık ve iyi niyetli kişilerin yine de üzerlerine düşeni yapmaları, ama bunu öğretilerle ve vaazlarla değil, kendi çevrelerinde anlamlı bir yaşamı sürdürerek başarmaları gerekir.
Hayatımın en berbat saatlerinde bile arzu etmediğim bir şey varsa, iyi ve kötü arasında bir konumda bulunmak, böyle kararlılıktan uzak, katlanılır bir orta durumu yaşamaktır. Hayır, hayır, benim için en iyisi yaşam eğrisinde iki abartıdır; en iyisi acıların daha çok acı, buna karşılık mutlu anların biraz daha parlaklık ve zenginlik içermesidir.
Kendi adına en ufak bir ahlak yasasını çiğnemekten kaçınan insan, içinde yaşadığı toplum ve vatan söz konusu oldu mu, her şeyi yapmakta, en yasak, en korkunç eylemlere bile kalkışmakla özgür hisseder kendini; başka zaman kötü diye bilinen tüm içgüdüsel davranışlar bu durumda görev ve kahramanlığa dönüşür.