Diyeceğim, insanları değerlendirmede pek çok ölçüt söz konusu ve bunların hepsine de gerektiği zaman başvurulabiliyor. Ne var ki, içlerinden her hangi birini, örneğin bilimin ya da halkın o andaki ahlak görüşünü kutsal saymak benim üstesinden geleceğim bir şey değil.
Dinsel geleneklerin kadınları insan gibi değil "dişi" gibi gördüğü ve "medeniyetten" ayırdığı görüşünü, Salahaddin Asım, Türk Kadınlığının Tereddisi yahud Karılaşmak adlı kitabında en açık bir biçimde dile getirmiştir. Asım, kadınların dinsel yasalara uygun olarak yalnızca zevce ve çocuk anası olarak yaşamasını ve böylelikle kadının toplumsal işlevlerinden kopmasını eleştirmiştir. "Şehvet ve üremeye" hizmetten başka bir şeye yaramayan kadınlığın bu haline "karılaşmak" adını vererek, kadınların "dişilikten" kurtulması ve "insanlık" mertebesine eriştirilmesi gerekliliğini savunmuştur.