Kafamdaki sesler susmuyor, uyumama izin vermiyor, nefes almama bile engel oluyorlar sanki. Hep duyardım, yaşadıkça da anlıyorum "vicdan azabı"nın ne büyük bir illet olduğunu. Kafamı bir gün bile yastığa rahat koyamıyorum, her geçen gün içimdeki vicdan azabı büyüyor ve beni içinde hapsediyor. Bir sıcak bakış, bir gülüş, bir söz sadece bu azaptan kurtarır beni, o da imkansız. Keşkelerin içinde boğuluyorum. Artık ağlayamıyorum da, sadece düşünüyorum, sabah ezanı çoğu kez eşlik ediyor düşüncelerime. Benliğimi ele geçirmiş olan bu duygudan nasıl kurtulacağım bilmiyorum. Bir sen kurtarırdın beni bu iletten... Keşke hiç gitmeseydin de düşmeseydim bu boşluğa, keşke... Gittiğin günden beri keşkelerle yaşıyorum, durup durup keşke diyorum. Keşke, keşke, keşke... Xwezî, xwezî, xwezî...
Tam bitti dediğim yerde tekrardan başladı her şey, kaderin bize son bir oyunu varmış, son bir darbe daha indirecekmiş tam yüreğimin ortasına. İnan bilseydim gelirdim sana, biliyorum dinlemezdin beni ama gelirdim kapına; hiç gocunmadan, utanmadan, korkmadan... Gidişinden sonra okuduğum kitapların her sayfasında seni buldum sanki, gördüğüm her bebekte senin hayallerini süsleyen o kızı gördüm... Biliyor musun senden önce gördüğüm her kız çocuğunda Eva'mı görürdüm ama artık göremiyorum... Çok şey götürdün benden, inan görseydin şaşırırdın; kim bilir belki görüyorsundur... Gördüğünü bilmeyi çok isterdim, içimde her geçen gün büyüyen pişmanlığı görmeni çok isterdim. Son yazışımdır umarım bu sana. Kızın ve sen beni bağışlayın.
05.24
29.08.2024