Görünen odur ki, devleti var eden otoritenin kendini kendi hukukuyla sınırlandırması ve o hukuka karşı saygılı davranmasını beklemek için, "Hukuk Devleti" kavramının bütün kurum ve lazımeleriyle sahiplenilmesini beklemek durumundayız.
Ölmüyormuşum! Yeniden yaşama dönüyormuşum! Bitip tükenmez bir yaşam! Ve hepsi, olduğu gibi benim! Ah, bir yüzyıl bile yaşayacak olsam, her anın değerini bilir, tek bir dakikayı bile boşa harcamazdım!’
''Dostoyevski''
Kelimenin en güzel anlamıyla gerçek bir acemi olarak, yani oyunun yalnızca oyun yanından, diletto'sundan mutluluk duyan biri kimliğiyle, bedenini tümüyle esnek bırakıyordu, verilen ilk aralar sırasında bizimle açıklayıcı konuşmalar yaptı, rahat bir tavırla sigara yaktı ve satranç tahtasına sadece sıra kendisine geldiğinde, o da bir dakika kadar, doğrudan baktı. Her defasında sanki hasmının hamlesini daha önceden hesaplamış gibi bir hali vardı.
''Kralların Oyunu'' denilen oyunun esrarlı çekiciliği konusunda bilgi sahibiydi; satranç, insanoğlunun icat ettiği öteki bütün oyunlar arasında kendini bağımsızca rastlantının her türlü tiranlığının dışında tutan ve zafer yalnızca tine ya da daha doğru bir deyişle, tinsel yeteneğin belli bir türüne sunan tek oyundu.