Entelektüellerimizin tek bildiği oyun oynamak, ruhanilerimizin tek bildiği de yalan söylemek, hiçbiri dünyayı yeniden düşünme üzerine kafa yormuyor, hiçbiri bize gerçekliği ölçüp biçme imkânı vermiyor, hepsi de kariyer peşinde; görgü kurallarını asla çiğnemeden birbirlerinin gözlerini oyma sanatındaki ustalıkları hayranlık verici!
Aslında, biz bir yalnızlar yığınıyız, yine de karmakarışık bir halde yuvarlanıyoruz, bizi birbirimize katarak tek başımıza bırakmaya devam eden şeyin kurbanıyız.
Erkekler döllemeye devam edecek, kadınlar ise doğurmaya ve yitik kitleyi beslemek için her şey kullanılacak, gelecek ipotek altına alınacak. Şu anki insanlığın yalnızca küçük bir parçası olacak soydaşlarımız, güzelliği bir anıdan başka bir sey olmayan talan edilmiş bir dünyayı miras alacaklar, bunu onarmak yüzyılları bulacak, doğumu sınırlandıracaklar ki toprak dinlensin, sular temizlensin, bu dünyayı zorla kirletmeye ya da dünyanın yasalarından tanrılar çıkarmaya niyetlenmeyecekler, bu gerçekliği aşkınlığın yanılsamasına kurban etmeyeceklerdir, Yeryüzüne sadık kalacak ve Gökyüzünü onu onaylamaya mecbur edeceklerdir.
Yeni bir vahye ihtiyacımız var, bu arada, öncekiler hükümsüz kaldı, hatta daha kötüsü, kargaşanın kaynağı bunlar. Bütün ahlaki otoritelerin desteğiyle ölüme gidiyoruz. Tüm dinsel otoritelerin onayı ve cezalandırmasıyla evrensel ölüme doğru gidiyoruz, hiçbir şey bunu engelleyemez, geleneklerimiz bizim ölüme yönelmemizi tamamen onaylıyor.