Eğer ki mutluğu geçici hazlar olarak tanımlar ve daha fazlasını deneyimlemeyi arzularsam, bitip tükenmeyecek bir arayışa girmekten başka çarem olmayacaktır.(..) İnsanlar gerçek mutluluğa erişmek için haz arayışlarını hızlandırmamalı, aksine yavaşlatmalıdır.
Mutluluğu biyokimyasal değişikliklerde aramak, en çok işlenen suçların başında gelir aynı zamanda. 2009’da ABD federal hapishanelerindeki suçluların yarısı uyuşturucu yüzünden içeride; İtalya’daki tutukluların yüzde 38’i, Birleşik Krallık’taysa yüzde 55’i uyuşturucu kullanmak ya da ticaretini yapmakla ilgili suçlara karışmıştır.
Tüm bunlar aslında evrimin bir hatası. Biyokimyasal sistemimiz nesiller boyunca mutluluğumuzu değil, sağ kalma ve üreme ihtimalimizi artıracak şekilde evrildi.
Hâlâ kayda değer bozgunlara uğradığımız doğru ancak bu yenilgiler karşısında, “Kusurlu dünyamızın işleyişi bu,” ya da “Tanrı böyle buyurmuş,” diyerek omuz silkmiyoruz artık. Aksine kıtlık, salgın ya da savaşlar kontrolümüzden çıktığında birilerinin sorumluluğunu yerine getirmediğini düşünüyor bir soruşturma komisyonu oluşturuyor ve bir daha aynı hataları tekrar etmeyeceğimizi söylüyoruz.