Doğaya hâkim olma ve onu sınırsızca sömürme anlayışı, insanı doğanın en tehlikeli varlığı haline getirmiştir. Hiçbir canlı türü, insan kadar doğayı ve diğer canlıları yok etmemiştir. Bu gidişat sürerse insan, kendi sonunu hazırlayan bir varlık olmaktan kurtulamayacaktır.
İnsanlık kocaman bir bilgi birikimi yaratmış; uzay-zamanın izafiliğinden atom altı parçacıkların davranışına kadar birçok gerçeği çözmüştür. Fakat insan nedir, toplum nedir, doğa nedir sorularına hâlâ cevap verememektedir. Bu durumda sorulması gereken şudur: Bunca bilgi ne içindir ve insanın anlam krizine neden çözüm olamamaktadır?
“Evreni anlamak ve çözmek istiyorsan,insanı çöz.”
İnsan, evrenin küçük bir yansımasıdır. İnsanın doğasını, çelişkilerini ve işleyişini kavrayan biri, aslında evrenin temel yasalarını da anlamaya yaklaşır.
îsal bê çiya newroz nakim
bê bêhna giya newroz nakim
newroz nakim bê rivîna sorahiya agir
newroz nakim eger reşbelek tozê raneke
û ez nebim serekvan
kezeba min
sibehê zû min şiyar ke
zahf ditirsim
kewek
karek
gundek
şarek
çemek çiyayek ji bîr bikim
zahf ditirsim
darek
kevirek
koxek
tozek
giyayek ji bîr bikim
sibehê zû min şiyar ke
dîsa nebê bila têr xew be
min sond bi çiya xwariye
ku kurdistana xwe ya dûr
bi germiyan û zozan
biguhêzim bi xerîbî - bi oda xwe
Doğada temel felsefe ‘ya o ya bu’ değil, ‘hem o hem de diğerinin birlikte var olabilirliğidir’; çünkü varlık, karşıtların birbirini yok etmesiyle değil, birlikte hareket ederek yeni bir oluşum yaratmasıyla anlam kazanır.