Aslan ve Yükselen Akrep olarak nokta atışı :)
Senin Burcun Hangi Şehir? Koç ♈ – Adana: Enerjik, tez canlı, lider ruhlu ve biraz da hırslı Boğa ♉ – Gaziantep: Keyfine, konforuna ve en önemlisi damak tadına İkizler ♊ – İzmir: Hareketli, neşeli, sürekli sosyal, cıvıl cıvıl Yengeç ♋ – Trabzon: Evine, ailesine, köklerine bağlı, duygusal ama bir o kadar da korumacı olan Aslan ♌ – İstanbul: Görkemli, sahnede olmayı seven, lüksü ve ihtişamı bağrında taşıyan Başak ♍ – Ankara: Düzenli, planlı, disiplinli, kurallara önem veren ve analitik düşünen Terazi ♎ – Antalya: Estetik, güzellik Akrep ♏ – Mardin: Gizemli, derin, mistik bir havası olan Yay ♐ – Muğla (Bodrum/Fethiye): Özgürlüğüne düşkün, gezmeyi, keşfetmeyi seven Oğlak ♑ – Kayseri: Çalışkan, azimli, ticaret kafası gelişmiş, geleneklerine bağlı Kova ♒ – Eskişehir: Yenilikçi, vizyoner Balık ♓ – Nevşehir (Kapadokya): Hayalperest, romantik, dünyadan biraz uzak ve tamamen büyülü instagram.com/reel/DZQgE9qsXa...
1000Kitap
DİNLEYEN, OKUYAN, ANLAYAN KİM?
Bir şeyleri bir yerlere not almaya her kalkıştığımda bunun belki biraz gülünç ama daha çok acınası bir tarafı olduğunu fark ediyorum ve küçük yakıcı tereddütler yaşıyorum son zamanlarda. Bazen kalemi elimden bıraktığım da oluyor. Tırnaklarını dünyaya geçirmeye çalışanlardan olmadım hiç, şimdi ellerimi uzatmak bile gelmiyor içimden artık bazı şeylere. Bunca konuşma çabası ne için, bunca anlatma gayreti? Dinleyen kim? Kulak veren samimiyetle? Seni duyabilmek için yolunu değiştiren? Hem niye yapsınlar bunu? Ne var sende onları bu kadar ısrarla sana yöneltecek? Söylenmiş sözler, sadece sana söylenmese olmayacakmış gibi gelen sözler... Söylenmese oluyor işte! Sen söyledin diye söylenmiş de olmuyor zaten, havada baloncuk gibi patlayıp gidiyor bütün kelimeler... Koş istersen peşlerinden, baloncuklarını topla da götür evinde sakla! Yapabiliyor musun? Yok, sen kendine acıyorsun sadece. Kendini taltif etmek için bir şeyler arayıp duruyorsun, geç bunları! Zaten herkes geçti, sen de geç artık bir zahmet! Yerinde sayıp gülünç olma! Kelimeler anında istiflenip alt alta üst üste raflara sıralanırken, milyonlarca hayatî şey milyonlarca başka hayatî şeyle yan yana getirilip rastgele ya da taammüden ıskartaya çıkarılırken, ne önemi var artık böyle köhnemiş sözlerin, gûya kafa yorulmuş bütün o ifadelerin, sanki insanın bütün sırlarını çözecekmiş gibi kuruntuyla örülmüş bütün o cümlelerin? Ses sesi örtüyor artık, söz sözü görünmez, duyulmaz kılıyor. İnsan koca bir gürültüye dönüşüyor giderek, insandan çıkan her şeyle birlikte. Kimse kimseyi aramazken bulmayı ya da bulunmayı beklemek ne kadar abes! **Ve ne kadar acıklı ve aslında itici bekleyenlerin hâli! İnsan bir ezber artık, düşünmeden tekrar edilen bir tekerleme... Sözden elbise dikmeye gayret edenler bil ki sinek avlayacak
gökhanözcanyazıları
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Film tavsiyeleri//
`bilek kesenler`:`bir aşk hikayesi` "intihar ettikten sonra bile hayatın devam ettiği bir evrende geçen, absürt ama garip şekilde iç ısıtan bir aşk hikayesi." klasik romantik film değil. hatta romantik komedi hiç değil. daha çok " `hayatın dibi diye düşündüğün` `yerin bile bir altı varmış`"dedirten, kara mizahın içine sarılmış bir `yol filmi`. baş karakter zia, sevgilisi tarafından terk edilince bileklerini kesip intihar ediyor. ama olay burada bitmiyor; aksine başlıyor. gözünü açtığı yer, yaşayan dünyaya benzeyen ama daha soluk, daha umutsuz, daha “`anlamsız`” bir versiyon. renkler bile isteksiz gibi. kimse mutlu değil, kimse tam ölü de değil. tam arada kalmış bir varoluş. bu evrende intihar edenlerin gittiği yerin bile sıkıcı olması fikri başlı başına tokat gibi: “`kaçış yok. yanlış kapıyı seçtin, yine buradasın.`” zia'nın hikayesi ise burada devreye giriyor: eski sevgilisinin de intihar ettiğini öğrenince onu bulmak için yola çıkıyor. yanında tuhaf karakterler: — sürekli “`mucize yok`” diyen ama içten içe umut arayan rus kökenli `eugene` — kendini yanlışlıkla ölü sanan, hafif manyak ama sempatik `mikal` film burada klasik bir “`yol hikayesi + aşk arayışı`” formuna giriyor ama tonu hiç değişmiyor: hep `melankolik`, `hep hafif ironik`, hep “`bir şey eksik`” hissiyle. `en güzel tarafı şu`: film intiharı romantize etmiyor. tam tersine, “`oraya da gitsen bir şey değişmeyecek`” diyor. umutsuzluğun bile bir rutine dönüştüğü bir dünya kuruyor. `aşk kısmı da klasik değil`: büyük jestler, dramatik sahneler yok. daha çok iki kırık insanın birbirine tutunma çabası. “`tam iyileşmeden sevebilir misin?`” sorusu. görsel olarak `sade`, hatta kasıtlı olarak `sıkıcı`. `çünkü dünya da öyle`: — `güneş var ama ısıtmıyor`
KIŞ GÜNEŞİ / İKİNCİ BASKI / İLK BULUŞMA ANIMIZ / GÖZYAŞIM PIT
Bir iş görüşmesine gittiğinizi, başvurduğunuz pozisyonun hayran olduğunuz yazarın asistanlık ve editörlük görevi olduğunu öğrendiğinizi ve bu göreve kabul edildiğinizi hayal edin. Öte yandan... Psikolojik sorunları ve geçmişten gelen büyük sırları olan “Tekinsiz” lakaplı biriyle, Burgaz Ada’nın en tepesinde karanlık çam ormanın kıyısında hayattan kopuk ıssız bir köşkte yaşamaya Ve... Evim dediğiniz yerde daima kilitli duran bir kapının gizemini çözmeye ne dersiniz? Hayran olduğunuz kişinin bir caniye dönüşmek üzere olduğunu fark ettiğinizde, kaçmak için ya artık çok geçse… Haklıyla haksızın, korkuyla şefkatin,
Anadolu'nun Manevi Direklerinden Şeyh Şaban-ı Veli
Kadir Gecesi'nin ertesi, Çanakkale Zaferi'nin arefesine eksiği gediğiyle nasip oldu. Şeyh Şaban-ı Veli Hazretlerinin bilinmesine bir nebze katkı verme hayalimin gerçek olduğu için çok şükür... 37 BÖLÜM... 180 sayfa, roman... Kitapyurdu'nda... “Anadolu’nun Manevi Direklerinden Şeyh Şaban-ı Veli”, özellikle çocuklar ve gençler için özel olarak hazırlanmış; tarih, kültür ve değerler dünyasını hikâye diliyle buluşturan bir romandır. Bu kitapta Kastamonu’nun yeşil tepelerinden İstanbul’un kalabalık medreselerine, oradan Bolu’ya uzanan ve yeniden Kastamonu’ya dönen uzun bir yolculuğa tanıklık edeceksiniz. Şeyh Şaban-ı Veli’nin ilimle başlayan, sabırla derinleşen ve insan sevgisiyle olgunlaşan hayatı; edebiyatın kurmaca olanaklarıyla, sade ve etkileyici bir anlatımla sayfalara taşınıyor. Okuyucu, bu yolculuk boyunca bir velinin hayatı ile birlikte öğrenmenin, beklemenin, dinlemenin ve doğruyu aramanın ne demek olduğunu keşfedecek. Kitap; sabır, merhamet, adalet, hoşgörü, alçak gönüllülük ve sorumluluk gibi temel değerleri öğüt vermeden, olayların doğal akışı içinde hissettirmeyi amaçlıyor. Her sayfası canlı betimlemeler, samimi diyaloglar ve Şeyh Şaban-ı Veli Hazretleri’nin iç dünyasına açılan düşüncelerle zenginleştirilmiş bu eser; okuyucuyu hem roman türünün kurmaca dünyasına davet ediyor hem de kalıcı izler bırakacak bir değer yolculuğuna çıkarıyor. “Anadolu’nun Manevi Direklerinden Şeyh Şaban-ı Veli”, çocuklar için bir hikâye; gençler için bir arayış; anne babalar ve öğretmenler için güvenle paylaşılabilecek, anlamı derin bir başvuru kitabı niteliği taşıyor. Ümit ÇELEBİCAN kitapyurdu.com/kitap/anadolunu...
Onun işaret ettiği istikamet, romantik Batı hayranlığının büyüsünden sıyrılarak kendi medeniyetimizin asli kavramlarıyla yeniden düşünmek, yeniden anlamlandırmak ve yeniden inşa etmektir. Acem Asaf Yıldırım izdiham.com/acem-asaf-yildi...