Dilda

Dilda
@ay_kadin
6/10
·104 syf.··
2026 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2026 14:04
Servet-i Fünûn döneminin lirik ancak melankolik olmayan kalemi Mehmet Rauf'un yedi hikayeden oluşan Bir Aşkın Tarihi birileri tarafından çok sevilirken birileri tarafından da yuhalanacaktır sanırım. Her şeyden evvel eserde aşk, ikili ilişkiler, kadının dönemi içindeki kimliği ve rolü, hüznün sevda ile yoğrulmuş o en kara hali nezih ve kaygılı bir şekilde işlenmesi bir okur olarak takdir ettiğim yönü oldu. Ancak hemen hemen bütün hikayelerin kadın kahramanlarını "murdar" olarak nitelenmesi döneminin bir uzantısı mı yazarın bireysel hayatında yaşadığı travmaların, muhakkak ki güçlü kadın kimlikler tarafından, sonucu mu tam kestiremesem de esere kırmızı bayrak çekmeme sebep oldu. Ortak bir tema üzerinde durmuş, "bir yerde fitne, huzursuzluk, yalan, aldatmaca, yasak aşk, ihanet varsa mutlaka kadının başının altından çıkmıştır. Hoş çokça eser yazan Rauf, sadece bir eserinde,Halas, toplumsal konulara değinmiş, genel olarak etliye sütlüye dokunmadan o travmatik aşk hikayelerinin yazarı olmayı tercih etmiş. Eser genel hatlarıyla kafa dinlendirmek için okunur ama günümüz değer yargılarıyla bakıldığında üzerine panzehir olarak birkaç Virginia Woolf istetecek kadar maskülen bir dile sahip. Yine de "saadetin hikâyesi"ni yazma teşebbüsü taşıyan ilk hikâye sımsıcak.
Bir Aşkın TarihiMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20211,670 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·150 syf.··
2026 3. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2026 19:23
Yazarını ilk kez okumanın utancıyla kalbimi inciten eserdir kendileri. Edita hanımcığım savaşın, yıkımın, yitirmenin sadece taş duvar olmadığını asıl kaybın gerçek anlamıyla "insanlık" olduğunu kısacık eserinde anlatmış bizlere. Gembaku günü(6 Ağustos Hiroşima/9 Ağustos Nagazaki) olanların bir ulusun köklerine, yarınlarına, geleceğine "bomba" attığını anlatmış eserinde yazar. Yuko(anlatıcı), savaş sonrası bu toplumda hem kadın olmanın hem de bir "savaşzede" olmanın psikolojisini seslendiriyor. Atık bombasının ardından Japon ulusunun biyolojik ve psikolojik yaralarıyla baş etme, iyileşme sancıları okuyucuda çarpıcı izler bırakıyor. Artık toprakta solucanlar bile yaşayamaz, çocukların oyuncakları barış güvercinleri olur, kadınlar radyasyondan etkilenip sakat bebekler dünyaya getirirler(bunun suçlusuymuş gibi), savaşın yaraladığı insanlar nefes alırken kül olurlar... Bunun gibi pek çok dramla birlikte Japon kültürünü çok iyi yansıttığını düşünüyorum eserin. Özellikle kadının toplumdaki yeri(?) savaşın yıkımına rağmen asla değişmemiş, "ucube" doğurduğuna inanan Ohatsu, kendini uçurumdan atarak intihar etmiştir. Çünkü bu onun ve kocasının soyu için bir utanç kaynağıdır, eğer radyasyon etkisi varsa bu tamamen kadından kaynaklıdır ve artık çocuk sahibi olamaz, ölse daha iyidir(?). Bir kadın sadece erkeğin refahı için yaşamalı, onun soyunu devam ettirmeli, atalarına saygı duymalı.... Gibi gibi pek çok psikolojik şiddetini de gözler önüne seriyor yazar.
1000Kitap
Hiroşima'nın TohumlarıEdita Morris · Can Yayınları · 198250 okunma
YAŞAMAK ÖLDÜRÜR!
9/10
·133 syf.··
2024 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Aralık 2024 22:48
Jean Teulé'in kitaplığıma kazandırdığım ikinci eseri olan İntihar Dükkanı'nı sayfalarını tekrar tekrar okuyarak bitirdim. Kitap neresinden başlanıp anlatılır bilmiyorum ancak diyebilirim ki "ironi" bu kitapta ete kemiğe bürünmüş. Aynı zamanda bir karikatürist olan yazar bu çok yönlülüğünü eserinde mürekkep olarak kullanmış sanki. Bir yandan hayatın anlamsızlığı, intiharın başarı sayıldığı, insanların, tabir-i caizse, intihar etmek için sıraya girdiği bir distopya evreninde yazar aynı zamanda okurunu gerçeklikten de koparmıyor. Tuvache ailesinin nesillerdir işlettiği bu dükkan oğulları Alan'ın doğumuyla birlikte gelişen süreçte baştan aşağı değişiyor. Anne ve baba Tuvache işlerine ve dükkanlarının amacına bağlı iki insan, intihar olgusuna büyük saygıları var hatta çocuklarının isimlerini daha tarihte intihar etmiş ünlü isimlerden seçiyorlar. Öyle ki ailenin en farklı üyesi Alan dahi ismini intihar eden ünlü matematikçi Alan Turing'den alıyor. Bir yandan beni düşündüren şey de şu oldu; intiharı bu denli felsefe edinen aile çocuklarının doğum günlerini kutluyor, doğaya zararsız poşetler kullanıyor, çocuk sahibi oluyorlar, çocuklar için yaptıkları şekerlerin ikisinden biri zehirli oluyor sadece çünkü hangi dünyada olursak olalım çocukların yaşamaları gerekiyor gibi gibi... Yazar, kara mizahı ve ironiyi temele alırken eserinin hayat bağlarını da koparmıyor. Eser için şu kısımlar da önemliydi bence örneğin para birimi "euro-yen" ya da seppuku yöntemi, harakiri yahut Japon kültürüne ait tekrarlanan unsurlar neden vardı, yazar bunlara hangi düşünceden hareketle yer verdi merak konusu. Her şeyiyle çerez, düşündüren, güldüren, ara ara Alan'ın kumral saçlarını okşamak isteyeceğiniz bir eser.
1000Kitap
İntihar DükkânıJean Teule · Sel Yayıncılık · 202417,6bin okunma
Özde değil "Sözde Kızların(?)" Öyküsü
7/10
·208 syf.··
2024 11. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 02 Ekim 2024 13:20
Peyami Safa'nın neredeyse her eserinde ortak denilebilecek medeniyet ve kültür dairelerinin değişmesi, Doğu ve Batı medeniyetleri ekseninde bir yergi veyahut övgü durumu, Cumhuriyetin ilk yıllarında toplumun iliklerine kadar hissettiği kuşak çatışması gibi konular Sözde Kızlar'ın da temelini oluşturuyor. Yazar külliyat okuma endişesine düşülecek bir konu yelpazesine sahip olmasa da her daim ruhî derinlikli cümleleri, anlatımındaki kaygı ile okuru hayran bırakmayı başarıyor nezdimce. İttihatçı neslin son, Cumhuriyetinse ilk çocuklarından sayılabilecek bir arkadaş grubu arasına Anadolu'dan düşen Mebrure ve onun çemberi etrafındaki gerek erkek gerek kadın tiplemelerle klâsik bir kutuplaşma örneği görüyoruz romanda; Behiç ve Siyret'in Avrupailiği, züppeliği, hovardalığı karşısında Nadir ve Fahri'nin Anadoluluğu, kalbîliği, hayatîliği yer alıyor. "Sözde Kız" olduğu düşünülen kadınların ders alınası, ibretlik sonları ve Anadolu kadınının vakarına yakışmayan yaşam tarzlarıyla eserinde başından itibaren sonlarının nasıl yazılacağını tahmin ediyorsunuz. Yine de her daim okumaktan müthiş zevk aldığım bir kalem olarak kalacaktır Peyami Bey.
1000Kitap
Sözde KızlarPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 199911,3bin okunma
Savaş icad eden görmesin cennet!
9/10
·318 syf.··
2024 3. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2024 23:58
Çağımızın Homeros'u Yaşar Kemal'in Bir Ada Dörtlemesinin ilk kitabı olan Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana, Ege adalarından Mezopotamyaya oradan Arap Yarımadası'na oradan Kafkaslara, Allahuekber Dağlarına uzanan bir insanlık destanı olarak çıkıyor okuyucusunun karşısına. Savaşların, kırımların, sürgünlerin yaraladığı insanları yeni bir yurt arayışında, tam da her şeyin bittiği noktada, taptaze ümitlerle yarınlara sürüklüyor yazar. I. Dünya Savaşı sonrasında mübadeleye mecbur bırakılan Mirmingi Adası Rumlarının üç bin yıllık topraklarından sürülmesini merkeze alıyor eser ancak ne acılar ne zulümler bununla bitmiyor; Poyraz Musa, yıllarca süren savaşın ardından bu adayı adeta bir sığınak olarak görmüş, terk edilmiş adayı, bir anne karnı sakini gibi, yurt bellemiş. Ancak ne geçmişi ne de savaşları, ölümleri görmüş benliği onun yakasını bırakmıyor. Bununla birlikte adada yalnız değil o anne karnını kendisi gibi bir savaşzede ile paylaşıyor habersizce. Bunlar biz okuyuca uzamsal olarak sunulan olay örgüsü ancak eser, olaylardan ziyade yazarının bir ömür boyu sahip olduğu savaş karşıtı anafikri ile okuyucusuyla yürekten bir bağ kuruyor. Elde kalan toprak parçalarının dört bir yanında savaş dumanları tüterken savaşı görmüş, yaşamış insanların asla aynı kalamayacağına şahitlik ediyoruz adeta. Dicle'nin, Fırat'ın sesi, rengi, kokusu ölüm oluyor yıllarca. Benlik, kimlik, öteki ve etik gibi pek çok başlığı sorgulayan eser sadece konusu değil dil itibariyle de tam bir Yaşar Kemal destanı oluyor. Ağızlarda yaşayan çok sayıda sözcüğün sere serpe yazın diline işlenmesi, kendine has şiirsel bir roman dili kurması, özellikle eserin "benim bir derdim var" diye yakanıza yapışıyor ve bütün bir insanlık tarihinin hesabını soruyor.
1000k
Fırat Suyu Kan Akıyor BaksanaYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20208,2bin okunma