Hâfız- ı Şirazi, dini şöhret veslesi kılan vaizlere de çok sert çıkar. Çünkü onların şöhret ve para için dinin hakikatlerini söyleyemediklerini ve gizlediklerini söyler. Fakirin küçük bir şey çalmasına, derti insanın mey içmesine din adamlarının çok kafa takıp asi büyük hakikatleri gizlemelerine ve münafıklık yapmalarına rest çeker:
"Şehir vaizine bu sözü söyletmek o kadar kolay mı hiç?
İkiyüzlülük eden hilekâr insan Müslüman olur mu hiç?
Rintlik et, kerem sahibi ol. İçmek hüner değil.
Bak, hayvan da içmez; ama insan mi hiç?
Feyiz alacak adamda tertemiz cevher olmalı,
Yoksa her taştan, çamurdan inci, mercan çıkar mı hiç?
"Düşler ve düşleme, hülyalar ve hülyalara dalma, anılar ve anlara kapılma, bütün bunlar ruh durumlarımızı belirtmek için kullanılan son derece basit eril adlandırmaların ötesinde, sarıp sarmalayan ve yumuşacık olan her şeyi dişi kılma ihtiyacının birer belirtisidir."
Eski devir edebiyatında vezin ve kafiye çerçevesinde tanzim ve inşa edilmiş her söz dizimine manzume, manzumeler içerisinde fevkalâde mânâ ve yapı işçiliği ile parlayanlara da şiir derlermiş. Bugün en azından şiirde âhenk ve ritim, bu eski telakkinin kendi şartları içerisinde yeniden hayat bulması için genç şairlerin peşine düşmesi gereken iki ana şiir unsuru olmalı. Bu iki temelde de divan şiirinde gani gani mevcut. Şiirin yarısı ilham ise diğer yarası söz ve biçim işçiliğidir. Ucuz kelime oyunları ve köksüz imgecilikle büyük şiir yazılmaz. Sağlam bir birikim olmadan da büyük ve müessir şiirlere yol verecek ekol oluşturmak mümkün değildir.
Sayfa 25 - Bir Yerde Vahim Bir Yanlış Yapılmıştır, Altı Asrın Birikimi Divan Şiirini Yıkmak Ya Da Yeniden İnşa Etmek - İdris Mahfi Erenler·Kitabı okudu
1930 yılında Ankara'da toplanan Türkçe ve Edebiyat Muallimleri Kongresi, yeni Cumhuriyet edebiyatçılarının ilk büyük hücumuna sahne oldu. Öncüler Ahmed Hamdi Tanpınar ve Mustafa Nihat Özön idi. Tanpınar, divan şirinin eğitim müfredatından kaldırılmasını talep ediyor, Özön bu talebi desteklemenin ötesinde divan şirini sert bir dille tenkit ederek taarruza ekstra katkıda bulunuyordu. Bu hücumlara karşı çıkıp divan şirini müdafaa ise Hıfzı Tevfik Gönensay ile 15 sene sonra "Divan Edebiyatı Beyanındadır" adlı risalesi ile divan şiirini ve edebiyatını yerden yere vuracak olan Abdülbaki Gölpınarlı'ya kalmıştı. Yeri gelmişken, bu risaleyi yazmasından 30 sene sonra "Bu sözleri bir itiraf- zünûb olarak söyleyip şimdi hiç de o fikirde olmadığımı, hatta o zaman bile olmadığımı, onun bir tevehhüm sayfasından ibaret bulunduğunu belirttikten sonra asıl söze geleyim: 'Divan Edebiyatı Beyanındadır'ı yazdığımdan dolayı da beni ayıplamayın artık olmaz mı?" diyerek divan edebiyatı hakkındaki ağır taarruzundan nadim olup tövbe eden Abdülbaki Gölpınarlı merhumun ricasına da uyup o bahse artık değinmeyelim. Sadece o zaman divan şirini silip atmanın edebiyatı kurtarmanın en büyük çaresi olarak gören Tanpınar'ın, on yıl geçmeden "Eski Şiirimize Dair" yazısıyla insafsız görüşlerinden rücu ettiğini belirtelim.
Sayfa 23 - Bir Yerde Vahim Bir Yanlış Yapılmıştır, Altı Asrın Birikimi Divan Şiirini Yıkmak Ya Da Yeniden İnşa Etmek - İdris Mahfi Erenler·Kitabı okudu